SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 2010 – 2011 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI
MEDENİ USUL HUKUKU BÜTÜNLEME SINAVI 07.07.2011
Ad Soyad: Numara :
Salon /Sıra No: Öğretim Türü :
Talimat: Sınav süresi 90 dakikadır. Cevaplar özlü ve gerekçeli olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir. Yazının okunaklı olmasına dikkat edilmelidir. Cevaplar yalnızca soruların altında bırakılan ilgili boşluklara yazılacaktır. Farklı bir yere yazılan cevaplar dikkate alınmayacaktır. İlgili boşluklar cevaplar için yeterlidir. HUMK – HMK kullanmak serbesttir. Günümüz Türkçesine uyarlanmış mevzuatları kullanmak yasaktır. Mürekkepli kalem kullanılacaktır. Sınav kâğıdı toplam 6 sayfadan oluşmaktadır. Başarılar Dileriz. Doç. Dr. İbrahim ERCAN
OLAY
Konya’da reklam firması işleten (A)hmet ile İzmir’de yaşayan (B)etül tatillerini geçirmek üzere gittikleri Kuşadası’nda tanışmış ve evlenmişlerdir. Hayatlarını Konya’da devam ettiren (A)hmet ile B(etül)’ün aradan geçen zaman zarfında 2 yaşına gelen (D)emir adında bir çocukları olmuştur. Son zamanlarda eşinin tavırlarından şüphelenen (A)hmet’e bir gün eski bir dostu, karısının onu aldattığını buna ilişkin olarak da kendisinin iş seyahatinde olduğu bir gün gece 01.00 sularında Konya’da bir eğlence merkezinde eşini yabancı bir erkekle samimi bir şekilde gördüğünü söylemiştir. Bu duruma çok içerleyen (A)hmet kederli bir şekilde evinin balkonunda eşine ne yapması gerektiğini düşünürken, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir araç (A)hmet’in balkonuna çarpmış, bu çarpma sonucu (A)hmet’in balkonunda hasar meydana gelmiş ve (A)hmet kolundan ciddi bir şekilde yaralanmıştır. Gerekli tıbbi müdahalesi yapılan (A)hmet uzun bir süre çalışamadığı için daha önce arkadaşı (H)akkı’ya verdiği muaccel hale gelmiş para alacağını istemiş, ancak bir sonuç elde edememiştir. Tüm bu olaylar karşısında A, eşi (B)etül’e boşanma davası, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne zararlarından dolayı tazminat davası ve arkadaşı (H)akkı’ya karşı alacağını elde etmek için alacak davası açmak istemektedir. Tüm bu işlemler için Konya Barosuna kayıtlı avukat (C)emil’e vekâlet vermiştir.
SORULAR
1- A, Konya Büyükşehir Belediye’sine karşı balkonunda ve kolunda oluşan zararı karşılamak amacıyla 1.8.2011 tarihinde dava açmak isteseydi görev bakımından hangi mahkemede davasını açması gerekirdi? A davasını 1.11.2011 açmak isteseydi soruya vereceğiniz cevap değişir miydi? (10 p.)
HMK’nın yürürlüğe gireceği 01.10.2011 tarihine kadar idarenin yaptığı eylem veya işlemlerden doğan zararlar dolayı, zarar gördüğünü iddia eden kişi bu eylem veya işlemden doğan zararını talep edebilme için İdari Yargı yoluna bağlı idare mahkemesinde bir tam yargı davası açmak zorundadır(1). Buna karşılık. HMK’nın yürürlüğe gireceği 01.10.2011 tarihinden itibaren HMK m. 3 gereği her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalar asliye hukuk mahkemelerinde görülecektir(2). Buna karşılık ilgili maddeye göre her türlü idari eylem ve işlemler dolayısıyla vücut bütünlüğünün yitirilmesi veya ölüm dışında ortaya çıkan (mal varlığı zararları) maddi ve manevi zararlar idari yargıya tabi idare mahkemesinde tam yargı davası ile talep edilecektir(2).
Buna göre olayımız açısından soruyu cevaplayacak olursak A, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne karşı 1.08.2011 tarihinde balkonunda ve kolunda oluşan zararı karşılamak amacıyla açacağı davalarını idari yargıya tabi idare mahkemesinde tam yargı davası ile talep etmek zorunda kalacaktır(1). Buna karşılık A, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne karşı 1.08.2011 tarihinde balkonunda ve kolunda oluşan zararı karşılamak amacıyla açacağı davalardan balkonundaki zararını karşılamak amacıyla ortaya çıkan davasını idari yargıya tabi idare mahkemesinde tam yargı davası ile talep etmek zorunda kalacaktır(2). A kolunda oluşan zararı karşılamak amacıyla açacağı davayı HMK m.3 gereğince asliye hukuk mahkemesinde açacaktır(2).
2- A, H’ye karşı açtığı davada daha önce muaccel hale gelmiş alacağına ilişkin anaparayı talep etmiş ancak işleyen ana paraya ilişkin faizi talep etmemiştir. A’nın daha sonra bu faizi aynı dava içinde veya ayrı bir dava ile talep edebilmesi mümkün müdür? Neden? (8 p.) (Bu soruyu HUMK hükümleri çerçevesinde değerlendiriniz)
Davacı, davasını açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamışsa yani kısmi dava açtığı dava dilekçesinden anlaşılamıyorsa, dava tam dava sayılır. Bu halde davacının alacağının dava dışı bıraktığı kısımdan feragat etmiş sayılacağını söyleyebiliriz(2). Buna karşılık faiz istenmeden yalnız asıl alacak için açılan dava bir kısmi dava değildir, tam davadadır. Bu nedenle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamış olması halinde asıl alacak davasında faiz istenmemişse faiz alacağından zımni olarak feragat edilmiş sayılmaz, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılabilir(2). Olayımızda A, geçmiş aylara ilişkin faiz talebine yönelik fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış olsa bile faiz alacağı için başka bir dava açabilir(1).
Bunun yanında dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış olan kişi davanın ilerleyen aşamalarında faiz talebinde bulunursa iddianın genişletilmesi yasağı ile karşı karşıya kalacaktır. Bu yasağı bertaraf edebilme ve talebini genişletebilme adına davacı ıslaha başvurabileceği gibi karşı tarafın muvafakati ile de bu talebini genişletebilir. Buna göre A, faiz talebini ıslah yoluyla ilk davasında isteyebileceği gibi karşı tarafın muvafakati yoluyla da bu talebini arttırabilir(3).
3- A, H’ye karşı açtığı davada delilleri arasında tanık delillinin bulunduğunu ortaya koymuştur. A’nın verdiği tanık listesinde bulunan iki tanık da kanundaki sebeplere dayanarak çekinme hakkını kullanmıştır. Bunun üzerine A yeni bir tanık listesi vermiştir. Sizce hâkim bu tanıkları dinlemeli midir? (8 p.)
Tanık listesi yargılamada bir kere verilebilir. Tanık listesinde gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir tanık listesi verilemez(2). Bu yasak kamu düzenine ilişkindir ve karşı taraf muvafakat etse bile ikinci bir tanık listesi verilemez(2). Ancak uygulamada Yargıtay’ın verdiği bir karar gereğince tanık listesinde gösterilenlerin tanıklıkları mümkün değilse onların yerine gösterilecek tanıkları belirtme adına ikinci bir tanık listesinin verilmesi kabul edilmektedir. (HGK 8.4. 1964 Tarih) Bu konuda gerek HUMK gerekse HMK hükümleri çerçevesinde herhangi bir düzenleme bulunmadığı için Yargıtay kararları çerçevesinde ortaya konulan bu çözüm tarzı kullanılmaya devam edecektir(4).
4- Eşinin kendisine yaptığı iddia edilen davranışlardan etkilenen A, eşine karşı boşanma davası açmıştır. Bu davanın ilerleyen aşamalarında evlilikleri içinde dünyaya gelen (D)’nin kendisinden olmadığından şüphelenerek (D)’ye karşı da ayrıca nesebin (soy bağının) reddi davası açmıştır. Bu davalara ilişkin olarak;
4a- Açılan boşanma davasında Avukat C’nin babası, hâkim olarak görev almıştır. Bu şekilde davaya devam edilebilmesi mümkün müdür? Bu durumu HUMK ve HMK açısından değerlendiriniz. (8 p.)
HUMK m. 28 ve HMK m. 34 gereği hakimin alt soyunun davasında çekinmek zorundadır. Ancak bu durumda ortaya çıkan yasaklılık hali davanın doğrudan hakimin alt soyuna ait olması halinde ortaya çıkan bir durumdur(2). Buna karşılık hakim ile tarafların vekili veya avukatı arasında bu şekilde bir yakınlığın bulunması HUMK ve HMK açısından hakim bakımından bir yasaklılık hali değildir. Bu durumda yapılması gereken Avukatlık Kanunu m. 13’e göre ortaya çıkar. Buna göre hakim ile avukat arasında bu şekilde bir yakınlık bulunması halinde avukat bu dava ve işlerde avukatlık yapamaz. Buna göre bu tür bir yakınlığın bulunması halinde çekinmesi gereken hakim değil, avukattır(4).
Somut olayımız açısından C, babasının incelediği bu davada görev alamayacaktır. Dolayısıyla çekinmek zorunda olan avukat C’dir. Babası hakim davayı görmeye devam edecektir(2).
4b- A’nın evlilikleri içinde dünyaya gelen (D)’nin kendisinden olmadığından şüphelenerek (D)’ye karşı nesebin (soy bağının) reddi davası açtığını düşünelim. Bu durumu taraf kavramı açısından değerlendiriniz. Davanın ilerleyen aşamalarında B’nin davaya müdahil olabilmesi mümkün müdür? Neden? (12 p.)
Davacı veya davalı tarafta birden fazla kişinin bulunması halinde dava arkadaşlığı ortaya çıkar. Dava arkadaşlığı ise mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılır(1). Nesebin (soybağının) reddi davası şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığının ortaya çıktığı durumlardan birisidir. Zira TMK m. 286’ya göre bu dava anne ile çocuğa karşı birlikte açılmak zorundadır. Buna göre A bu davasını D ile B’ye karşı birlikte açmalıdır(3).
Şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığının yanında D taraf ehliyetine sahip olmakla birlikte dava ehliyetine sahip değildir. Bu davayı açan A taraf olarak D ile B’yi gösterecek bunun yanında evlilik birliği içinde doğmuş olan D’nin babası halen kendisi gözüktüğü için kanuni temsilcisi olarak da veli olarak anne ve babasının gösterilmesi gerekir(3). Ancak kanuni temsilci olarak annesinin gösterilmesi mümkün olmakla birlikte babasının kanuni temsilci olması menfaat çatışması sebebiyle mümkün değildir. Bu durumda D için atanması gereken kayyım kanuni temsilci olarak davada görev alacaktır(1).
Mecburi dava arkadaşı olan davaya müdahil olarak katılamayacaktır. Zira o kişi davada zaten taraf sıfatıyla yer almalıdır, onun davaya müdahil olarak katılması mümkün değildir(2). Buna göre davanın ilerleyen aşamasında B’nin davaya müdahil olması mümkün değildir. Çünkü B şekli bakımdan mecburi dava arkadaşı olarak davalı tarafta gösterilmek zorundadır(2).
4c- A’nın açtığı nesebin (soybağının) reddi davasında B, D’nin babasının A olmadığını kabul etmiştir. Bu işlemin davada ne gibi bir sonucu olabilir? (8 p.)
Davalının, davacının talep sonucuna muvafakat etmesine kabul denilir(1). Burada talep sonucuna yönelik bir irade söz konusu olduğu için ikrardan değil kabulden söz edilmelidir(2). Tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkilerinin olmadığı davalarda davalının kabulü ile dava sona ermez. Bu halde mahkeme, davalının kabulü ile bağlı olmayıp davaya devam eder(3). Buna göre (soybağının) reddi davası tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkilerinin olmadığı bir dava olması sebebiyle bu davada B’nin kabul beyanı ortaya koyması ile dava sona ermeyecektir. Mahkeme davayı görmeye devam edecektir(2).
5- A’nın açtığı boşanma davası devam ederken, A farklı bir mahkemede B’ye karşı kendisini aldattığından dolayı tazminat davası açmıştır. Bu davaların birleştirilmesi mümkün müdür? Mümkün değilse neden? Mümkün ise nasıl olabilir? HUMK ve HMK açısından ayrı ayrı değerlendiriniz? (10 p.)
Aralarında bağlantı bulunan ancak ayrı ayrı açılmış bulunan davaların birleştirilmesi istenebilir. Davalar arasında bağlantı iki sebepten dolayı bulunabilir. Bunlar; biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması veya davaların aynı sebepten doğmuş olmasıdır(2). HUMK m. 45’e göre ayrı ayrı açılan davalar; davaların başka mahkemelerde veya aynı mahkemede açılmış olmasına göre birleştirilir. Buna göre aralarında bağlantı bulunan davalar değişik yer mahkemelerinde açılmışlarsa davaların birleştirilmesi ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. Aralarında bağlantı bulunan ve aynı mahkemede açılmış davalar davanın her safhasında istek üzerine veya hakimin kendiliğinden vereceği karara göre birleştirilebilir(3).
HMK ise 166. maddesinde davaların aynı mahkemede veya farklı mahkemede açılmasına bakılmaksızın birleştirilme talebini ilk itiraz olmaktan çıkarıldığı görülmektedir. Davalar aynı mahkemede açılmışsa talep üzerine veya kendiliğinden hüküm verilinceye kadar her zaman birleştirilebilecektir. Buna karşılık dava farklı mahkemede açılmışsa taraflar her zaman davaların birleştirilmesini isteyebilecek ancak mahkeme kendiliğinden birleştirilme kararı veremeyecektir(3).
Buna göre somut olay açısından HUMK yürürlükte iken farklı mahkemelerde açılan bu davaların birleştirilmesi ancak ilk itiraz halinde mümkün olabilecektir. Buna karşılık HMK yürürlüğe girdikten sonra farklı mahkemede açılan bu davaların birleştirilmesi her zaman talep edilerek mahkeme bunların birleştirilmesine karar verebilecektir(2).
6- Boşanma davasında babasının hakim olarak görev yaptığını öğrenen C, A’nın vekilliğinden 12.08.2011 tarihinde istifa etmiş olsun. C, A ile arasındaki vekâlet ilişkisi gereği 20.08.2011 tarihindeki duruşmaya katılmak zorunda mıdır? Katılmaması halinde Mehmet’in başvurabileceği bir imkân var mıdır? Neden? (8 p.)
Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumun müvekkile tebliğinden itibaren on beş gün süre ile devam eder. Bu hüküm müvekkil ile avukat arasındaki iç ilişkiyi düzenlemektedir(3). Vekilin istifa etmesi sebebi ile yargılama başka bir güne bırakamaz. Buna göre istifaya rağmen 15 gün süreyle görevini yerine getirmeyen avukat müvekkiline karşı Avukatlık Kanunu çerçevesinde görevini özenle yerine getirme borcunu yerine getirmediği için müvekkilinin ortaya çıkan zararlarını karşılamak zorunda kalacaktır(3).
Buna göre somut olayda 12.08.2011 tarihine vekillik görevinden istifa eden C’nin görevi 27.08.2011 tarihine kadar devam edecektir. 20.08. 2011 tarihindeki duruşmaya katılmayan C görevini özenle yerine getirme borcunu yerine getirmediği için müvekkilinin ortaya çıkan zararlarını karşılamak zorunda kalacaktır. Diğer bir ifadeyle Mehmet bu durumda ortaya çıkan zararları karşılamak amacıyla C’ye karşı bir tazminat davası açabilecektir(2).
7- Boşanma davasına bakan hâkim, B’ye cevap dilekçesine eklemediği delilleri eklemesi için üç günlük kesin süre vermiştir. Hâkimin kararında B’ye kesin süre içinde delillerini getirmediği takdirde artık o delillere dayanamayacağını belirtmemesinin sonucu nedir? (8 p)
Hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim belirtilen sürenin kesin olduğunu belirtmemişse taraflar ikinci bir sürenin verilmesini isteyebilir. Bunun yanında hakim tayin etmiş olduğu bir sürenin kesin süre olduğuna karar verebilir(2). Bu yönde bir karar vermişse bu kararın hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması gerekir. Ayrıca verilen süreye uymamanın müeyyidesinin de aynı kararda gösterilmesi gerekir(3). Buna göre müeyyidenin gösterilmemiş olması halinde verilen kesin sürenin sonradan yeni süre verilmesini isteyerek uzatılmasına karar verilebilir. (3).
8- A’nın, B’ye karşı açtığı 14.000 TL’lik tazminat davası sonucunda mahkeme 10.000 TL kabul, 4.000 TL red kararı vermiştir. Bu kararı yalnızca A kanun yoluna taşımıştır. Yargıtay bu kararı 9.000 TL kabul 5.000 TL red şeklinde bozabilir mi? Neden? (10p.) (Bu soruya halen yürürlükte olan kanun yolu açısında cevap veriniz)
Bir hüküm davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse Yargıtay, temyiz edilen hükmü temyiz eden aleyhine bozamaz. Buna aleyhe bozma yasağı denir(4). Aleyhe bozma yasağının istisnaları; dava şartları, kamu düzenini ilgilendiren hususlar ve Yargıtay’a göre Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının varlığıdır(2). Buna göre somut olayda ilk derece mahkemesi kararının yalnızca A tarafından temyiz edilmesi halinde Yargıtay’ın aleyhe bozma yasağına aykırı olarak 10.000 TL’lik kabul kararını 9000 TL’ye düşürmesi söz konusu olmayacaktır(4).
Metin Sorusu
1) İsticvap ile tarafın dinlenmesini anlatarak aralarındaki farkları belirtiniz. (10 p.)
İsticvap, tarafın dinlenmesinden farklıdır.
İsticvaba tarafın aleyhine olan hususlar hakkında ispat sağlama amacıyla başvurulurken tarafın dinlemesine dilekçelerde yer alan vakıaların aydınlatılması amacıyla başvurulur(2).
Taraf yargılamanın her safhasında dinlenebileceği halde, tarafların isticvabına ancak tahkikat aşamasında başvurulur(2).
Tarafın dinlenmesi temsilci aracılığıyla olabilecekken, isticvap temsilci kullanılmadan yapılabilir(2).
Taraf usulüne göre çağrıldığı duruşmaya gelmemesi halinde isticvap halinde o konuyu ikrar etmiş sayılırken bu sonuç tarafın dinlenmesi halinde ortaya çıkmaz, yalnızca yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez(2).
İsticvap taraflarca hazırlama ilkesine tabi olan davalarda uygulanır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda uygulanmaz. Buna karşılık tarafın dinlenmesi kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da söz konusu olabilir(2).
Hocam emeğiniz için teşekkür ederim. Paylaşım benim gibi Konya da olmayan öğrenciler için çok faydalı oldu. Saygılar...
YanıtlaSil