S.Ü HUKUK FAKÜLTESİ 2013 – 2104
ÖĞRETİM YILI I. VE II. ÖĞRETİM İCRA VE İFLÂS HUKUKU BÜTÜNLEME SINAVI 14 TEMMUZ
2014
Ad Soyad: Numara :
Salon /Sıra No: Öğretim
Türü :
Talimat:
Sınav süresi 100 dakikadır. Cevaplar
özlü ve gerekçeli olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir. Yazının
okunaklı olmasına dikkat edilmelidir. Cevaplar yalnızca soruların altında
bırakılan boşluklara yazılacaktır. Farklı bir yere yazılan cevaplar dikkate
alınmayacaktır. İlgili boşluklar cevaplar için yeterlidir. Mevzuat kullanmak yasaktır.
Mürekkepli kalem kullanılacaktır.
Sınav kâğıdı toplam 6 sayfadan
oluşmaktadır. Başarılar Dileriz. Prof. Dr. İbrahim ERCAN
OLAY I
Konya’da ikamet eden ve toptan susam
ticareti ile uğraşan Mehmet, Çankırı’da tahin üretimi yapan Celal ile susam
satımı konusunda anlaşmış ve Celal’e depolarında teslim edilmek kaydıyla ton
bedeli 10.000 TL’den 30 ton susam satmıştır. Taraflar söz konusu sözleşmeyi noterde
düzenlemişler ve sözleşmede belirtilen süreler içinde mal teslim edilmiştir.
Ancak Celal borcu vadesinde ödememiştir. Mehmet, Celal’e karşı alacağın tahsili
için icra yoluyla takip yapmayı düşünmektedir.
SORULAR
1. Mehmet, hangi takip yoluna veya
yollarına başvurabilir? Neden? Açıklayınız. (3 p)
Mehmet’in
başvurabileceği yol genel haciz yolu ile ilamsız takiptir. Özel hukuk
ilişkilerinden doğan rehinle temin edilmemiş olan ve kambiyo senedine de
dayanmayan tüm para ve teminat alacakları, genel haciz yolu ile takip
edilebilir. Ayrıca bu ilamsız icra yoluna başvurulabilmesi için, alacağın bir
senede bağlı olması gerekli değildir.
2. Yapılan icra takibine karşı Celal
borca itiraz etmiştir. Mehmet, bu itirazı ortadan kaldırmak için hangi yol veya
yollara başvurabilir? Bu yollardan hangisini tercih etmesi gerektiğini
karşılaştırmalı olarak açıklayınız. (10 p.)
Alacaklının itiraz
ile duran takibe devam edebilmesi için itirazı hükümden düşürmesi gerekir.
Bunun için alacaklı itirazın iptali için mahkemede dava açma ya da borçlunun
itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvurma imkanlarına sahiptir.
İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl
içerisinde açılabilir ve bu davanın açılabilmesi için alacaklının elinde İİK
m.68’deki belgelerden birine sahip olması gerekmez. Ancak alacaklı icra
mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna, itirazın tebliğinden itibaren altı
ay içinde, elinde m.68’deki belgelerden birinin olması şartıyla başvurabilir.
Elinde m.68’deki belgelerden biri olan alacaklı, itirazın kaldırılması veya
itirazın iptali yoluna başvurma konusunda bir seçim hakkına sahiptir. Olayımızda
alacaklı satım sözleşmesi ile birlikte başka belgelere (mesela, sattığı malı
alıcıya teslim ettiğine ilişkin belge) dayanarak, borçlunun belli bir parayı
kayıtsız şartsız borçlu olduğu sonucunu icra mahkemesinde ortaya koyarsa, böyle
belgeler zincirine dayanarak, itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.
İtirazın kesin kaldırılması, icra hukukunda daha kısa ve daha avantajlı bir
yoldur. Ancak kesin kaldırma üzerine verilen kararın kesin hüküm teşkil
etmemesi nedeniyle, alacaklı itirazın tebliğinden bir yıl içerisinde, genel
mahkemelerde, genel hükümler çerçevesinde incelendiğinden kesin hüküm teşkil
eden itirazın iptali davası açma yoluna da gidebilir.
3. Mehmet’in itirazın kesin
kaldırılması yoluna başvurduğunu düşünelim. Bu durumda Celal, icra mahkemesinde
“teslim edilen malların yazılı
sözleşmede belirtilen niteliklerde olmadığı ve daha düşük kalitede olduğu”,
itirazını ileri sürebilir mi? Sürebilirse nasıl? Süremez ise, Celal’in bu
durumda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini ve başvurduğu yolun sonuçlarını
açıklayınız. (12 p.)
Niteliği bakımından
belgeye bağlanması mümkün olmadığından icra mahkemesinin inceleyemeyeceği
itirazlar vardır. Bunlardan biri de borçlunun alıcıdan teslim aldığı malın ayıplı
olmasıdır. Niteliği gereği bu itirazın belgeye bağlanması mümkün olmadığından,
icra mahkemesi bu itirazları inceleyemez ve borçlunun itirazının kaldırılmasına
karar verir.
Bu durumda Celal’in
genel mahkemelerde bir menfi tespit davası açması gerekir. İcra takibi devam ettiği için m.72, III
gereği bir MTD açılacaktır. Bu dava ile icra takibi kendiliğinden durmaz. Hatta
mahkeme ihtiyati tedbir yoluyla dahi icra takibinin durdurulmasına karar
veremez. Bu durumda, MTD’nın başlamış olan icra takibini sürüncemede bırakmak
için açıldığı hakkında kuvvetli bir karine vardır. Ancak mahkeme, borçlu davacının alacağın
yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, icra
veznesine girmiş olan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı
verebilir.
4. Yapılan icra takibinden sonra Celal’in
trafik kazası geçirdiğini ve bir ay hastanede yattığını varsayalım. Bu durumda Celal
sağlığına kavuştuktan sonra gönderilen ödeme emrine karşı itirazlarını ileri
sürebilir miydi? Şartlarını da dikkate alarak değerlendiriniz. (5 p.)
Genel haciz yoluyla
takipte borçlu takibe karşı olan itirazlarını ödeme emrinin tebliğinden
itibaren yedi gün içinde ortaya koymalıdır. Buna karşın kusuru olmaksızın bir
engel nedeniyle süresinde ödeme emrine itiraz edemeyen borçlu da bu itirazını
daha sonradan gecikmiş itiraz yoluyla yapabilir. Gecikmiş itirazdan
bahsedebilmek için bulunması gereken ilk şart; borçlunun bir mazeretinin
olmasıdır. Bu mazeret borçlunun ağır hastalığı olabileceği gibi borçlunun
adresinde bulunmaması (ör, seyahat) da olabilir. Gecikmiş itiraz iki bakımdan
bir süreye tabidir. Bunlar; engelin kalkmasından itibaren üç gün ve borçlunun
haczedilmiş mallarının paraya çevrilmesine kadardır. Gecikmiş itiraz icra
takibinin yapıldığı yerde bulunan icra mahkemesine yapılır. İcra dairesine
yapılan gecikmiş itiraz geçersiz sayılır. Buna göre, somut olayımızda hastanede
olması ve takibi geç öğrenmesi sebebiyle süresinde itirazda bulunamayan Celal
gecikmiş itiraza başvurabilecektir. Gecikmiş itirazını eve döndüğü tarihten
itibaren üç gün içinde mesai saati sonuna kadar yapabilir. Ayrıca gecikmiş
itirazının geçerli olabilmesi için engelin kalkmasından sonraki üçüncü gündeki
mesai bitiminde Celal’in haczedilmiş malları var ise bunların paraya
çevrilmemiş olması gerekir.
5. Mehmet, Celal’e karşı başlattığı
takipte, takip talebinde gecikme halinde aylık % 30 faiz istemiştir. Fakat icra
müdürü faiz oranını yüksek bulmuş ve takip talebini kabul etmemiştir. İcra
müdürünün bu davranışını değerlendiriniz. (5 p.)
İcra müdürünün faiz
oranını yüksek bularak takip talebini reddetmesi bir hakkın yerine
getirilmemesi kapsamında değerlendirilebilir. İcra müdürü kendiliğinden faiz
oranının yüksek olduğu gerekçesiyle takip talebini reddedemez veya müdahale
edip faiz oranını düşüremez. Bu durum ancak borçlunun itirazı üzerine
değerlendirilebilir. Bu nedenle icra dairesi, takip talebini kabul etmelidir.
Aksi halde bir hakkın yerine getirilmemesi sebebine dayalı süresiz şikayet
yoluna yazılı veya sözlü olarak icra mahkemesinde başvurulabilir.
6. Takip kesinleşmiş, Celal’in
ticarethanesindeki portatif fırın haczedilmiştir. Ancak borçlu Celal, fırının aslında
komşusu X Ekmek Fabrikasına ait olduğunu ve bu nedenle haczedilemeyeceğini
beyan etmiştir. Bu durumda icra müdürünün nasıl hareket etmesi gerektiğini ve
bu iddianın nasıl ve hangi prosedüre göre incelenmesi gerektiğini açıklayınız. Bu
durumda alacaklı Mehmet karşı dava olarak tasarrufun iptali davası açılabilir
mi? Değerlendiriniz. (10 p.)
İİK m.96 gereği, borçlunun elinde bulunan bir mal
haczedilirken, bu malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği veya
üçüncü kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği
durumda, icra müdürü bu istihkak iddiasını tutanağa geçirir ve durumu iki
tarafa bildirir. Ayrıca icra müdürü, istihkak iddiasına karşı bir itirazları
olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya 3 günlük bir süre verir.
Susmaları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. İcra müdürü
alacaklı ve borçluya böyle bir süre vermemişse ve diğer işlemleri yapmamış
olması nedeniyle 7 günlük dava açma süresi henüz işlemeye başlamamış olan
üçüncü kişi, bu süre ile bağlı olmadan doğrudan icra mahkemesinde istihkak
davası açabilir. Bir malin haczedilmiş olduğunu öğrenen borçlu veya üçüncü
kişi, haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde istihkak iddiasında
bulunmazlarsa bu iddialarından vazgeçmiş sayılırlar. Bu halde üzerinde istihkak
iddia edilen mal, iddia edilen hak ile birlikte işlem görür. Mülkiyet hakkı
ise, mal üzerindeki haciz kalkar ve üçüncü kişiye verilir; rehinse rehin hakkı
ile yükümlü olarak haczedilir. İtiraz edilirse, icra müdürü dosyayı derhal icra
mahkemesine yollar. İcra mahkemesi öncelikle takibin devamı veya ertelenmesi
hakkında karar verir. İcra mahkemesinin takibin ertelenmesi veya devamı
hakkındaki kararının tefhim veya tebliğinden itibaren aynı icra mahkemesinde
üçüncü kişi istihkak davası açabilir. Açmazsa, alacaklıya karşı istihkak
iddiasından vazgeçmiş sayılır.
İstihkak
davası ile tasarrufun iptal davası, alacaklılarına zarar vermek isteyen
borçlunun işlemlerine karşı alacaklıları korumayı amaçlar. Bu sebeple,
görülmekte olan bir istihkak davasında, bir tasarrufun m.278-280’e göre iptale
tabi olduğu iddiası (m.97, XVII), alacaklı tarafından karşılık dava veya cevaba
cevap şeklinde ileri sürülebilir.
7.
Celal’e karşı 02.04.2014 tarihinde başlatılan ilamsız takibin 05.04.2014
tarihinde yollanan ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine 12.04.2014 tarihinde
kesinleştiğini düşünelim. Celal’in başka bir alacaklısı olan Asım, 10.10.2013
tarihinde icra takibi yapmış, bu takibe ilişkin alacağının karşılanmayan kısmı
için borç ödemeden aciz belgesini ise 13.04.2014 tarihinde almıştır. Mehmet,
Celal’e ait taşınmazın haczini talep etmiştir. Bu hacze, alacaklı Asım’ın
iştirak etme imkânı var mıdır? Neden? Açıklayınız. (8 p.)
Kanunumuzda
hacze iştirak kurumu düzenlenmemiş olsaydı, o zaman aynı mal üzerine haciz
koyduran alacaklı Mehmet’in alacağı ödenmeden, alacaklı Asım’ın alacağının
ödenmesine geçilemezdi. Mehmet’in alacağı ödendikten sonra, geriye bir şey
kalırsa Asım’a verilecekti. Ancak hukukumuzda hacze iştirak kurumu kabul
edildiğinden dolayı, her iki alacaklıya alacakları oranından (garameten) bir
pay verilecektir (m.100). Burada her iki alacaklı da takip yaptığından dolayı
hacze adi iştirak söz konusu olacaktır. Adi hacze iştirak şartları varsa, Asım
Mehmet’in koydurduğu ilk hacze iştirak edecektir. Hacze iştirak etmek isteyen
alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış ve kendisine haciz isteme
yetkisinin gelmiş olması gerekir. Olayımız açısından bu şart gerçekleşmiştir.
Öncelik şartı gerçekleşmiş olmalıdır. Asım’ın alacağı 10.10.2013 tarihinde
yaptığı takibe dayanmaktadır, ayrıca öncelik şartı belli belgelerle
ispatlanmalıdır. Olayımızda bu niteliği taşıyan belgelerden biri olan borç
ödemen aciz belgesi vardır. Ancak borç ödemeden aciz belgesi, takip tarihinden
daha yeni tarihlidir (13.04.2014). Burada borç ödemeden aciz belgesinin takip
tarihinden daha önce alınmış olması şart değildir; zira aciz belgesinin alınmış
olduğu icra takibinin, ilk haciz sahibi alacaklının takip tarihinden önce
alınmış olması gerekli ve yeterlidir. Ayrıca hacze iştirak, ilk haciz üzerine
satılan malın bedeli icra veznesine girinceye kadar mümkündür. Bu şartların
hepsi sağlandığından dolayı hacze iştirak mümkündür.
8. Alacaklı
Mehmet tarafından haczedilen Celal’e ait dört odalı olan taşınmaz, artırma
şartnamesinde ve satış ilanında iki odalı olarak gösterilmiştir. Taşınmazın iki
odalı olmasından dolayı ihaleye girmediğini, dört odalı olduğunu bilmesi
halinde ihaleye gireceğini iddia eden Kadir, ihalenin feshi davası açabilir mi?
Açıklayınız. (5 p.)
İhalenin feshi;
satış için öngörülen hükümlere aykırı hareket edilmiş olması halinde
istenilebilir. İhalenin usulüne uygun olmaması; arttırmaya hazırlık döneminde,
arttırmanın yapılması sırasında, kanuna veya ahlaka aykırı bir şekilde
arttırmaya fesat karıştırılması halinde ve alıcının malın esaslı niteliklerinde
hataya düşürülmesinde ortaya çıkabilir. İhalenin feshi, ihaleyi yapan icra
dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinden şikâyet yoluyla istenir. İhalenin
feshi kural olarak ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde istenmelidir.
İlgililerin ihalenin yapılmasına kadar olan işlemlerdeki yolsuzlukları ihale
gününde öğrenmiş oldukları varsayılır. Ancak bazı istisnai hallerde şikâyet
süresi fesih sebebinin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar. Bu haller;
kendisine satış ilanı tebliği gereken ilgiliye ilanın tebliğ edilmemiş olması,
satılan taşınmazların esaslı niteliklerindeki hatanın sonradan öğrenilmiş
olması, arttırmaya fesat karıştırıldığının sonradan öğrenilmiş olmasıdır. Bu
hallerde dahil ihalenin feshi, ihale tarihinden itibaren bir yıl geçtikten
sonra istenemez. Bu yola malın esaslı niteliğinde hataya düşürülmüş olduğunun
öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde başvurulabilir. Ancak bu süre ihalenin
yapılmasını takiben bir yıllık üst süreyi geçemeyecektir. İhalenin feshini,
yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek
suretiyle ihaleye katılanlar yurt içinde bir adres göstermek kaydıyla ihalenin
feshini talep edebilirler. Olayda Kadir’in malın esaslı niteliğinde hayata
düşürülmesi durumu söz konusudur. Ancak Kadir kanuna göre sayılan ve ihalenin
feshini talep edebilecek kişilerden olmadığından dolayı bu davayı
açamayacaktır.
OLAY II
Elinde
noter tarafından düzenlenen kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren bir belge
bulunduran Alacaklı Ahmet, Borçlu Bekir’e karşı ilamlı icra yoluyla takip
yapmıştır. İcra emrini alan Bekir hemen Ahmet’e giderek borcunu ödemiştir.
1. Ahmet,
Bekir borcunu ödemesine rağmen icra takibine devam ederse, Bekir buna karşı ne
yapabilir? Açıklayınız. (4 p.)
Borçlu
icra emrinin tebliğinden sonra borcun itfa edilmiş olduğu iddiasında ise, her
zaman icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir (m.33, II). Bu
halde borçlu, borcun itfa edilmiş olduğunu, ancak noterlikçe re’sen düzenleniş
veya onaylanmış bir belge veya icra tutanağı ile ispat edebilir.
2. Bekir
Ahmet’e olan borcunu icra takibinden önce ödemiş olmasına rağmen Ahmet Bekir’e
karşı icra takibi yapmış olsaydı, yukarıda verdiğiniz soruda bir değişiklik
olur muydu? Açıklayınız. (3 p.)
Borçlu,
icra emrinin tebliğinden önceki bir dönemde borcun itfa edilmiş olduğu
iddiasını, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde
ileri sürer ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı getirir. Yedi
gün geçtikten sonra borçlu icra emrinin tebliğinden önceki sebeplere dayanarak
icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyemez ve borcu ödemek zorunda
kalır. İcra emrinin tebliğinden önceki dönemde borcun itfa edilmiş olduğu belli
belgelerle (noterlerce re’sen düzenlenen veya onaylanan belgeler, imzası icra
dairesi, mahkemesi veya mahkeme önünde ikrar edilmiş olan belgelerle) ispat
edilebilir. Bunlar dışındaki belgelere dayanılması durumunda icra mahkemesi,
icranın geri bırakılması talebini reddetmek zorundadır.
OLAY III
Mustafa, Konya’da mobilya işi ile
uğraşan tacir Ali’ye karşı yapmış olduğu ilamlı icra yolu ile takip sonucunda,
Ali, icra emri ile kendisinden istenen 100.000 TL tutarındaki borcu süresinde
ödeyememiştir. Mustafa, Ali’yi iflas yolu ile takip etmek istemektedir.
SORULAR
1. Bu durumda Mustafa, Ali’nin
iflasına karar verilmesi için hangi yolu takip edebilir? Açıklayınız. (5 p.)Alacaklı daha önce mahkemede alacak davası açmış,
mahkemeden lehine bir ilam almış ve bu ilamı da icraya koymuş, borçluya 7 gün
içinde icra emri tebliğ ettirmiş (m.32) ve borçlu icra emrine rağmen borcunu
ödememiştir. Bu halde alacaklı Mustafa, icra emrindeki 7 günlük süre geçtikten
sonra haciz veya iflas yollarından birini seçebilir. Mustafa, borçlu Ali’nin
mallarını haczettirebileceği gibi, borçlu iflasa tabi ise (ki olayımızda
tacirdir) ticaret mahkemesinden borçlunun doğrudan doğruya iflasını isteyebilir
(m.37, 177/4). Olayımızda alacaklı, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer
ticaret mahkemesine başvurarak, borçluya karşı bir iflas davası açar.
2. Bu arada Mustafa Ali’ye karşı
iflas davasını kazandığını ve mahkemenin Ali’nin iflasına karar verdiğini varsayarsak;
Ali hükmün kesinleşmesine kadar iflas kararının uygulanmasına engel olabilir
mi? Değerlendiriniz. (5 p.)
İcraya konan ilamı temyiz etmiş olan borçlu,
m.36’a göre icra dairesinden mehil almak ve HUMK m.443’e göre icranın geri
bırakılmasına ilişkin bir karar getirmek suretiyle, hükmün kesinleşmesine kadar
iflas davasının ertelenmesini sağlayabilir. Borçlu Yargıtay’dan icranın geri
bırakılması kararı alıp ticaret mahkemesine ibraz edince, ticaret mahkemesi
hükmün kesinleşmesine kadar iflas davasını erteleyerek, hükmün kesinleşmesini
iflas davasında bekletici sorun yapabilir. Borçlu aleyhine hüküm kesinleşirse,
ticaret mahkemesi iflas kararı verir. Buna karşı hüküm Yargıtay’ca borçlu
lehine bozulursa, bu defa borçlunun hiç malı olmadığına, yani borçlu aleyhine
açılan davanın reddine karar verir ve bu hüküm kesinleşirse, ticaret mahkemesi
iflas davasını reddeder.
3. Mustafa’nın Ali aleyhine açtığı
iflas davası sonucunda ticaret mahkemesi 2.7.2014 tarihinde Ali’nin iflasına karar
vermiş ve bu karar 8.7.2014 tarihinde ilan edilmiştir. Buna göre;
a) Mustafa, Ali hakkında iflas kararı
verilmesinden, yani 2.7.2014 tarihinden sonra, ancak henüz temyiz süresi
dolmadan önce iflas davasından feragat edebilir mi? Edebilirse neden? Edemezse
neden? Açıklayınız. (3 p.)
Ticaret mahkemesinin iflas kararı ile birlikte,
iflas açıldıktan sonra artık alacaklı ve borçlu arasında bir dava olmaktan
çıkıp, borçlunun tüm alacaklıları bakımından hüküm ve sonuç doğurur. İflas
kararının hukuki sonuçları, iflas kararının taraflara tebliği veya
kesinleşmesinden itibaren değil, iflas kararında belirtilen iflasın açılma
anından itibaren meydana gelir. Bu nedenle, iflas kararının verilmesinden sonra
(iflas kararı kesinleşmeden önce), davacı alacaklının iflas davasından feragat
(HMK m.307) etmesiyle iflas davası ve iflas hali son bulmaz (m.165, II).
b) İsmail, Ali’ye 6.7.2014 tarihinde
30.000 TL borç para vermiştir. İsmail bu alacağını iflas masasına yazdırabilir
mi? Açıklayınız. (3 p.)
İflasın açılması ile
ilanı arasındaki dönemde müflise yapılan ödeme, alacaklısının müflisin iflas etmiş
olduğunu bilmemesi, yani iyi niyetli olması halinde geçerlidir. Bu nedenle
olayımızda iyi niyetli olarak yapılan bu ödeme geçerlidir. Buna karşılık, iflas
açıldıktan sonra müflise karşı yapılan ödemeler, masaya karşı mutlak olarak
geçersizdir. Bu durumda iyi niyetli olunsa bile borcun tekrar iflas masasına
ödenmesi gerekir.
c) Ali’nin alacaklılarından olan ve
alacağı Ali’nin verdiği ipotek ile güvence altına alınan Güven, alacağını elde
etmek için hangi yollara başvurabilir? Açıklayınız. (5 p.)
Müflis Ali’nin,
üzerinde rehin bulunan ve olayımızda olduğu gibi başkasına rehnettiği mallar
iflas masasına girer. Ancak, rehin alacaklısının iflas masasına giren rehinli
mallar üzerinde rüçhan hakkı saklıdır. İflas masasına giren bu rehinli malların
satılabilmesi ve bedelinden ilk önce rehin alacaklısının alacağının
ödenebilmesi için, iflas tasfiyesinin sonuçlanmasını beklemeye gerek yoktur.
Rehinli mallar ve ayrıca üzerinde rehin bulunmasa bile fabrikalar,
imalathaneler ve bunlara benzer üretime yönelik yerler iflas idaresi tarafından
en uygun ve yakın zamanda satılır (m.185, IV).
Alacağını rehinle
güvence altına almış olan alacaklı, rehinli malların iflas idaresince en uygun
ve yakın zamanda satılmasını beklemeksizin başlamış olduğu rehnin paraya
çevrilmesi yoluyla takibe iflas masasına karşı devam edebilir (m.193, III).
Daha önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmamışsa iflastan sonra
da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir (m.185, I).
d) İflas kararının Ali aleyhine eşi
Asuman’ın açmış olduğu boşanma ve 5.000 TL değerindeki nafaka ödenmesine
ilişkin davaya etkisi ne olur? Açıklayınız. (5 p.)
İflas kararından önce açılan, müflisin gerek davalı gerek davacı
olduğu hukuk davaları iflasın açılması ile birlikte durur. Bu durma, ikinci
alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra
duran hukuk davalarına devam edilebilir. İflasın açılmasından, ikinci
alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar geçecek zaman uzundur ve bazı
davaların durması onların önemli ölçüde gecikmesine sebep olur. Bu nedenle kanunda bazı davaların iflasın
açılması ile durmayacağı kabul edilmiştir. Bunlardan ikisi de olayımızda
verilen evlenme ve ahvali şahsiye işlerine ilişkin davalar (olayımızdaki gibi
boşanma) ve nafaka davalarıdır (m.194, I). Bu davalar iflasın açılması ile
durmayacaktır.
OLAY IV
1.
Borca
batık olan tacir Rıza;
2.
Ödeme
güçlüğü içine düşmüş olan Z Anonim şirketi;
3.
Yine
borca batık olan M Ltd. Şti.
İçine düştükleri zor durumdan
kurtulmak için İcra ve İflas Kanununda öngörülen hangi yol veya yollara
başvurabilirler? Bu yollar içerisinde kendileri için en uygun olan kurum
hangisidir? Her biri için ayrı ayrı ve karşılaştırmalı olarak açıklayınız. (9
p.)
Borca batık
gerçek kişi tacir Rıza açısından başvurulabilecek tek yol konkordatodur. (A),
gerçek kişi olmasından dolayı iflasın ertelenmesi yoluna, sermaye şirketleri ve
kooperatifler için uygulanan uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma yoluna
başvurulamaz. Konkordato elinde olmayan nedenler ile iyi gitmeyen mali durumu
bozulmuş olan borçluları korumak ve alacaklılar arasında ki eşitliği sağlamak
için kabul edilen bir müessesedir. Burada (A) henüz iflas etmemiştir ve
alacaklılarına karşı konkordato teklif ederse ve konkordato kabul ve tasdik
olunursa (A) iflas etmekten kurtulur.
(A)'nın yapacak olduğu bu teklife adi konkordato denir.
Ödeme
güçlüğüne düşen (Z) Anonim şirketi açısından, konkordato ve uzlaşma suretiyle
yeniden yapılandırma, şirketin zor durumdan kurtulabilmesi için başvurabileceği
yollar arasındadır. Bu yollar arasında başvurulabilecek en iyi yol
konkordatodur. Zira konkordatoda, önce mahkemeden mehil istenir ve bunun
üzerine alacaklılar toplantısı gerçekleştirilir; oysa yeniden yapılandırmada önce
alacaklılara başvuru ve daha sonra mahkemeden mehil istenmesi söz konusu
olduğundan dolayı yeniden yapılandırmada alacaklıların anlaşması ön plana
çıkıyor ve konkordato gibi bir koruma sağlayamıyor. Ayrıca uzlaşma suretiyle
yeniden yapılandırma konkordatoya nazaran daha uzun ve masraflı bir yol
olduğundan dolayı konkordato daha lehe bir yoldur. .
Borca batık
durumdaki (M) limited şirketi açısından başvurulabilecek yollar konkordato,
uzlaşma suretiyle şirketlerin yeniden yapılandırılması ve iflasın ertelenmesi
yollarıdır. Başvurulabilecek bu yollar arasında ise en iyi yol, iflasın
ertelenmesi kurumudur. İflasın ertelenmesi alacaklıların kabulüne bağlı bir
şart olmadığı için, kısa sürede mahkemeden tedbir kararı alınabildiği ve
erteleme süresi 5 yıla kadar uzatılabileceği için daha avantajlı bir yoldur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder