S.Ü HUKUK FAKÜLTESİ 2013 – 2104 ÖĞRETİM
YILI I. VE II. ÖĞRETİM İCRA VE İFLÂS HUKUKU FİNAL SINAVI 2 HAZİRAN 2014
Ad Soyad: Numara :
Salon /Sıra No: Öğretim Türü :
Talimat:
Sınav süresi 100 dakikadır. Cevaplar
özlü ve gerekçeli olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir. Yazının
okunaklı olmasına dikkat edilmelidir. Cevaplar yalnızca soruların altında
bırakılan boşluklara yazılacaktır. Farklı bir yere yazılan cevaplar dikkate
alınmayacaktır. İlgili boşluklar cevaplar için yeterlidir. Mevzuat kullanmak yasaktır.
Mürekkepli kalem kullanılacaktır.
Sınav kâğıdı toplam 6 sayfadan
oluşmaktadır. Başarılar Dileriz. Prof. Dr. İbrahim ERCAN
OLAY I
Konya’da oto
yedek parça üretimi yapan Güven San. Tic. Ltd. Şti. (Güven) üretim kapasitesini
artırmak ve işlerini büyütmek amacıyla Konya’da yeni kurulmakta olan Organize
Sanayi Bölgesinden yer ve yeni makine almak istemektedir. Bu amaçla merkezi
İstanbul’da olan X Bankasının Konya şubesinden kredi çekmek için müracaat etmiş
ve bu müracaatı olumlu sonuçlanmıştır. X Bankası, Güven Ltd. Şti. den teminat
olarak Meram’da bulunan ve şirket ortaklarından Ahmet’in babası Hasan’a ait
taşınmaz üzerine birinci derecede 700.000 TL üst limit ipoteği kurmuş; ayrıca
Güven’in borçlu olduğu Şirket ortaklarından Ahmet’in de müteselsil borçlu ve
kefil olarak imzaladığı 5 adet boş bono almıştır.
Güven borçlarını
tahsil edemediği ve mal satışında sorun yaşadığı için zor duruma girip kredi
borcunu ödemeyince, X Bankası, Güven aleyhine takip yapmak durumunda kalmıştır.
SORULAR
1.
X Bankası, Güven aleyhine kambiyo senetlerine
mahsus haciz yoluyla takip yapabilir mi? Yapabilirse neden? Yapamazsa neden?
Açıklayınız. 5 p.
Kambiyo senetlerine mahsus takip, İİK m. 45’te önce rehne
başvurma kuralının istisnası olarak düzenlendiği için X Bankası alacağı ipotekle
güvence altında alınmış olmasına rağmen kambiyo senetlerine mahsus takip
yapabilir.
2.
X Bankası bu senetlere dayanarak Güven
aleyhine ihtiyati haciz kararı alabilir mi? Açıklayınız. 5 p.
İİK m. 257’ye göre ancak
rehinle temin edilmemiş olan bir para alacağı için diğer şartları da varsa
ihtiyati haciz kararı verilebilir. Dolayısıyla kural olarak rehinle temin
edilmiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilemez. Bununla birlikte,
İİK 45 ve İİK m. 167. maddelerine göre alacağı kambiyo senedine bağlanmış olan
bir alacaklı, aynı alacağı rehinle güvence altına alınmış olsa bile, kambiyo
senetlerine mahsus takip yapabilir. Bu nedenle kambiyo senetlerine mahsus takip,
önce rehne başvurma kuralının istisnası olduğuna göre, söz konusu alacaktan
dolayı ihtiyati haciz alınabilmelidir.
3. X Bankasının Güven ve Ahmet aleyhine Kambiyo
senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaptığını ve icra dairesinin her ikisine
de ödeme emri gönderdiğini varsayalım. Bu ödeme emrine karşı Güven:
a)
X Bankasının takip yapma hakkının
bulunmadığını ve senetlerin bir kısmının vadelerinin henüz gelmediğini, 5 p.
İİK m. 168’a göre, icra
müdürünün borçluya ödeme emri göndermeden önce, senedin kambiyo senedi olup
olmadığını ve vadesinin gelip gelmediğini resen incelemesi, bu şartlar varsa
ancak ondan sonra ödeme emri göndermesi, aksi takdirde ödeme emri göndermemesi
gerekir. Aksi takdirde icra müdürünün bu işlemine karşı şikayet yoluna
başvurulabilir. Şikayet icra mahkemesine yapılır. Şikayet süresi, takip yapma
hakkının bulunmaması işlemine karşı ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün;
buna karşılık senedin vadesinin gelmediği işlemine karşı ise bu konuda Kanunda
ayrıca bir süre öngörülmediğinden ve bu durum kamu düzenine de ilişkin
olmadığından 7 gündür. Sürenin başlangıcı işlemin öğrenilmesi tarihidir.
Şikayet kendiliğinden icra takibini durdurmaz; ancak icra mahkemesi tedbir
yoluyla takibin durdurulmasına karar verebilir.
b) Ahmet ise senet altındaki imzanın kendisine
ait olmadığını, 5 p.
nerede, ne zaman ve nasıl ileri sürebilir? Bu
başvuruların takibe etkisi ne olur? Her
bir şık için ayrı ayrı açıklayınız.
Senedin altındaki imza
inkarının beş gün içinde açıkça bir dilekçe ile icra mahkemesine yapılması
gerekir. İtiraz satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Ancak icra
mahkemesi, yapacağı incelemede borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya
eklediği belgelerden edindiği kanaate göre itirazı ciddi görmesi halinde
alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin
geçici durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesi itiraz incelemesini 68/a,
IV’ e göre inceler. Buna göre; tatbika elverişli bir imza varsa bununla, yoksa
borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak karşılaştırma ve
incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden, mahkeme itirazın kabulü veya
reddi yönünde karar verir. Hakim gerek görürse duruşmanın bir defadan fazla
ertelenmesine mahal vermeyecek şekilde, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.
4.
Borçlu Güven bonoları boş olarak Bankaya
verdiğini ve bankanın bu bonoları anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunu da iddia
etmektedir. Borçlu bu iddiasını nerede ve nasıl ileri sürmelidir? 5 p.
Bonoların anlaşmaya
aykırı olarak doldurulduğu iddiası, senede karşı ileri sürülen bir iddia olduğu
için senetle ispatlanması gerekir. Bu nedenle, borçlunun bu iddialarını
ispatlaması için icra mahkemesi yerine veya icra mahkemesine yapacağı borca
itirazla birlikte ayrıca genel mahkemelerde bir menfi tespit davası açması
uygun olacaktır. İİK m. 73’ye göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit
davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak
alacağın tamamının para olarak icra veznesine yatırılması ve alacağın yüzde 15
oranında bir teminat yatırılması şartıyla takip durdurulabilir. Bu davada ispat
yükü, davacı borçluya düşmektedir. Davacı borçlunun senetlerin anlaşmaya aykırı
doldurulduğunu HMK hükümleri çerçevesinde ispatlaması gerekir.
5.
Ahmet’in imzaya itirazlarından bazıları haklı
görülür ve bazı senetlerdeki imzaların Ahmet’e ait olmadığı ortaya çıkarsa, X
Bankasının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi mümkün müdür? Yapılan
yargılamada senetlerin altındaki imzaların Bankada memur huzurunda atılmadığı
ortaya çıkmıştır. Bu durum, tek başına bankanın kötü niyetli veya ağır kusurlu
sayılması için yeterli midir? Konuyu bu konudaki Yargıtay uygulaması ve doktrin
görüşleri doğrultusunda açıklayınız. 8 p.
Bu konuda Yargıtay,
imzaların alacaklı Bankada huzurda atılması gerektiğini, aksi halde bankanın
kötü niyetli ve ağır kusurlu sayılarak tazminata mahkum edileceğini kabul
etmektedir. İmzaların, alacaklı veya temsilcisi huzurunda atılmadığı,
olayımızda olduğu gibi ortaya çıkarsa, o zaman Yargıtay’ın görüşüne göre
alacaklının ağır ihmali var kabul edilir ve alacaklı Banka kötü niyet tazminatı
ödemeye mahkum edilmelidir.
Ancak imza itirazlarının
bazıları haklı görülür, imzaların bazılarının da borçluya ait olduğu sonucuyla
karşılaşılırsa, alacaklı ve borçlu arasında bir hukuki ilişkinin olduğu kabul
edilmelidir. Bu görüşten hareketle, böyle bir hukuki münasebet varken, bazı
imzaların borçluya ait olmadığı iddiası ile sırf huzurda imza atılmadı diye alacaklının
sorumluluğuna ve aleyhine kötü niyet tazminatına gidilmemelidir. Olayımızda da
benzer bir durum söz konusu olduğu ve bazı imzaların Ahmet’e ait olduğu
anlaşıldığından dolayı, Banka aleyhine aradaki hukuki ilişkiden dolayı kötü
niyet tazminatı kararı verilmemelidir.
6. Banka aynı alacaktan dolayı Güven’e karşı
ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de (aynı zamanda) yapabilir mi? Yapabildiğini
varsayarsak: Bu durumda Bankanın takipten önce yapması gereken işlemler var
mıdır? Açıklayınız. 6 p.
Banka aynı alacaktan
dolayı Güven’e karşı tekerrüre mahal vermemek kaydıyla kambiyo senetlerine özgü
takip ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de yapabilir. Bankanın
takipten önce İİK m.150/ı gereğince hem borçluya hem de malike Bankaya ait cari
hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel
kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması
nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter
aracılığıyla krediyi kullanan tarafa (olayımızda Güven) kredi sözleşmesinde
yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek üzere tebliğ
edildiğini veya 68/b maddesi gereğince (yani
sözleşmede belirtilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter
aracılığıyla kredi kullandıran Bankaya bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni
adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı
tarih tebliğ tarihi sayılır) tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden
tasdikli bir suretinin icra müdürüne ibraz edilmesi ile birlikte icra müdürü
İİK m.149 gereğince işlem yapar ve icra emri gönderir.
7. Banka ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip
türlerinden hangisine başvurabilir? Açıklayınız. 6 p.
Normalde ipoteğin paraya
çevrilmesi yoluyla takip ilamlı ve ilamsız icra yoluyla takiptir. İpoteğin ilam veya ilam niteliğinde bir
belgeye dayanması durumunda (m.150/h) ve ipoteğin akit tablosunun kayıtsız
şartsız para borcu ikrarını taşıması durumunda (m.149-149/a) ipoteğin paraya
çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe gidilir. Ancak İİK m.150/ı da istisna bir
düzenleme söz konusudur. Buna göre, borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun
vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran
tarafın (olayımızda Banka) ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız
bir para borcu ikrarını içermese bile, Banka borcun ödenmesine ilişkin ihtarın
noterden çekilmesini sağladıktan sonra, bu belgeyi icra müdürüne ibraz eder ve
icra müdürü İİK m.149 gereğince borçluya bir icra emri yollar.
Böylece Banka, borçlusu
aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra yoluna başvurabilir.
8. Yapılan takipte ödeme (veya icra) emri sadece;
a) Borçlu Güven’e; 3 p.
İpotek alacaklısının
ilamlı takip talebini alan icra müdürü, hem borçluya hem de taşınmaz maliki
üçüncü kişiye aynı anda bir icra emri göndermelidir. Bu icra emri sadece borçlu
Güven’e gönderilirse, bu durum icra müdürünce düzeltilebilir.
b) Malik Hasan’a gönderilirse, ne gibi sonuçlar
doğurur 3 p. Ayrı ayrı açıklayınız.
İcra emrinin sadece
malik Hasan’a yollanması durumunda, bu durum düzeltilemez ve icra mahkemesince icra
emri iptal edilmelidir.
9. X Bankasının Güven’e karşı yaptığı takip
sonucunda Hasan’a ait taşınmazın 900.000 TL’ye satıldığını varsayalım. X
Bankasının alacağı ise 700.000 TL asıl alacak, 150.000 TL de faiz ve masraflar
olmak üzere toplamda 850.000 TL olursa, ipoteğin bedelinden bu alacağın ne
kadarı karşılanacaktır? Neden? Açıklayınız. 7 p.
Anapara ipoteğinde
taşınmazın satış bedelinden asıl alacağın ve faiz ve masrafların karşılanması
gerekir. Oysa olayımızda bir üst limit ipoteği söz konusu olduğundan dolayı
taşınmazın satış bedelinden sadece asıl alacağın karşılanması söz konusudur,
MK.876’nın rehnin kapsamını genişleten faiz ve masrafların karşılanmasına
ilişkin hükmü, anapara ipotekleri hakkında kabul edilmiş olup, üst sınır
ipotekleri hakkında uygulanmaz.
OLAY II
Konya’da oto
galeri işi ile uğraşan Z Ltd. San. ve Tic. Şti. son dönemlerde işlerinin kötüye
gitmesinden dolayı borçlarını ödeyemez duruma gelmiştir.
SORULAR
1. Z Ltd. Şti. nin alacaklılardan Ahmet, 100.000
TL değerindeki alacağını alamayınca, Z Ltd. Şti. ne karşı genel haciz yoluyla
takibe girişmiştir. Ancak daha sonra kendisinden önce birçok alacaklının daha
borçluya karşı takip yapıp mallarına haciz koyduklarını öğrenen Ahmet, bu takip
yolunu bırakarak borçluya karşı iflas yoluyla takip yapmayı düşünmektedir. Bu
mümkün müdür? Mümkün değilse neden? Mümkün ise nasıl? Açıklayınız. 3 p.
İİK m.43 gereği
mümkündür. Zira haciz veya iflas yollarından birini seçen alacaklı bir defaya
mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğer yola yeni baştan
başvurabilir. Olayımızda da Ahmet, haciz yoluna bırakarak, iflasa tabi borçlusu
aleyhine harç ödemeksizin iflas yoluyla takipte bulunabilir.
2. Ahmet’in yaptığı takip sonucunda 10 Mayıs 2012
tarihinde Z Ltd. Şti.nin iflasına karar verildiğini varsayalım. Bu iflas
kararının;
a) Z Ltd. Şti.nin başka bir alacaklısı olan
Emin’in yaptığı icra takibine; 5 p.
İflas külli bir icra
yolu olduğundan ve alacaklıların eşit işlem görmesinden hareketle, külli bir
icra olan iflas prosedürü yanında kural olarak, cüz’i icraya devam edilmesine
ve müflise karşı yeni bir icra takibi yapılmasına imkan yoktur. Bu nedenle
iflas kararının verilmesiyle birlikte, iflasın açılmasından önce müflise karşı
Emin’in başlamış olduğu takipler kural olarak durur; iflas kararının
kesinleşmesi ile de düşer. Bundan başka, müflise karşı iflas süresince yeni
takip yapılamaz.
b) Z Ltd. Şti.nin iflas kararından
önce taşınmazlarından birisini başkasına devretmesinden dolayı, alacaklılardan
İsmail’in açmış olduğu tasarrufun iptali davasına;
Etkileri ne olacaktır? Ayrı ayrı açıklayınız. 5 p.
İflas kararından önce
açılan, müflisin olayımızda davalı olduğu tasarrufun iptali davası, iflasın
açılması ile birlikte durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından on gün
sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra duran hukuk davalarına devam
edilebilir. Müflisin davalı olduğu bu
dava bakımından, iflas idaresi alacakları incelerken , müflise dava açan
alacaklının (olayımızda İsmail) alacağının mevcut olup olmadığı hakkında karar
veremez; sadece bu alacağı davalı alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın (davanın) kabul edilip
edilmeyeceği yönündeki kararı 2. Alacaklılar toplantısı verir. 2. Alacaklılar
toplantısı, davaya devam edileceği yönünde karar verirse, iflas idaresi 2.
Alacaklılar toplantısından on gün sonra davaya müflis yerine devam eder.
3.
İflasın açılmasından sonra Z Ltd. Şti. kendisinin
keşidecisi olduğu, Lehdarı İsmail olan ve vadesi gelmiş olan bir bono bedelini
ödemiştir. Bu ödeme geçerli midir? Geçerli ise neden? Geçerli değilse, geçerli
olması için hangi şartların bulunması gerektiğini açıklayınız. 5 p.
1.ihtimal:
İflasın açılması ile
ilanı arasında müflisin bono bedelini ödemesi halinde, bu ödemenin geçerli
olabilmesi için şu şartların birlikte yer alması gerekir:
-
Müflisin
bedelini ödediği bononun müflis tarafından iflas açılmadan önce imzalanmış
olması,
-
Bu
senetlerin vadelerinin gelmiş olması ve müflisin senet bedelini vadesinde
ödemiş olması,
-
Bu
ödemenin iflasın ilanından önce yapılmış olması,
-
Kendisine
ödeme yapılan senet hamilinin iflasın açıldığını bilmemesi, yani iyi niyetli
olması,
-
Lehdarın
müracaat şartını gerçekleştirmiş olması gerekir. Yani senet hamilinin,
borçlunun ödemeyi reddetmesi halinde bir üçüncü kişiye rücu hakkını
kullanabilecek durumda olması gerekir. Olayda lehdarın müracaat şartı yani
hamil rücu hakkını kullanabilecek durumda olmadığından dolayı, ödeme geçerli
değildir.
2.ihtimal:
Ödeme iflasın ilanından
sonra yapılmışsa, ki olayımızda ne zaman yapıldığına ilişkin kesin bir bilgi
olmadığından, iyi niyet iddiası söz konusu olmayacak ve yapılan ödeme geçerli
sayılmayacaktır.
4. İflasın
açıldığının ilan edilmesinden sonra, Ahmet 50.000 TL, Mehmet 30.000 TL, Veli
ipotek ile güvence altına alınmış 100.000 TL alacaklı olduğunu bildirirse,
a) Bu alacak iddialarının yerinde olup olmadığını
hangi organ inceler? Anlatınız. 3 p.
Bu alacak iddialarının
yerinde olup olmadığını iflas idaresi inceler. Zira alacakların ve istihkak
iddialarının yazdırılması için verilen bir aylık sürenin sonunda ve iflas
idaresinin seçilmesinden itibaren en geç üç ay içinde iflas idaresinin bu
alacak ve istihkak iddialarını inceleyip, bitirmesi gerekir. İflas idaresi
masaya yazdırılan her bir iflas alacağı hakkında ayrı ayrı inceleme yapar;
iflas idaresi, masaya yazdırılan alacağın mevcut olup olmadığı, mevcutsa ne
oranda mevcut olduğu, yazdırılan alacağın alacaklısının gerçek alacaklı olup
olmadığı veya bir imtiyazın söz konusu olup olmadığını inceler. Bu noktada
alacaklı da, alacağını ispata yarayan delillerini iflas idaresine vermeli,
yoksa iflas idaresi alacağı reddedebilir. İflas idaresi delillerle birlikte
müflisin defter ve belgelerini de inceler ve bir sonuca varır. Masanın durumunu
en iyi bilen müflis olduğundan dolayı, iflas idaresi her alacak iddiası
hakkında ne diyeceğini de müflise sorar. Ancak iflas idaresi müflisin vereceği
cevaplarla bağlı değildir. Her alacak iddiası hakkında yapacağı inceleme
üzerine kabul veya red yönünde karar verir.
b) Yapılan inceleme sonucunda alacaklar
reddedilirse, Ahmet, Mehmet ve Veli alacaklarını hangi yola başvurarak
kesinleştirebilirler? 5 p.
İflas idaresi tarafından
yapılan inceleme sonucunda, alacakları kabul veya reddedilen alacaklılar sıra
cetveline itiraz davası açarak iflas idaresinin vermiş olduğu kararlara, maddi
hukuk bakımından itiraz edebilirler.
İflas kararı verilen
yerdeki ticaret mahkemesinden, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün
içinde davasını masaya (iflas idaresine) karşı açar. Bu kayıt kabul davası ile
birlikte alacaklılar, iflas idaresinin alacağını kısmen veya tamamen haksız olarak
reddettiğini iddia ederek, masanın bu alacağı ödemeye mahkum edilmesini
isterler. Alacağın varlığını ispat yükü, davacı alacaklılardadır. Alacaklılar
davayı kazanırlarsa, sıra cetveli mahkeme kararına göre düzeltilir.
OLAY III
1. Borca batık olan Tacir Ahmet;
2. Ödeme güçlüğü içine düşmüş olan X Anonim
şirketi;
3. Yine borca batık olan Y Ltd. Şti.
İçine düştükleri zor durumdan
kurtulmak için İcra ve İflas Kanununda öngörülen hangi yol veya yollara
başvurabilirler? Bu yollar içerisinde kendileri için en uygun olan kurum
hangisidir? Her biri için ayrı ayrı
ve karşılaştırmalı olarak açıklayınız. 9 p.
Borca batık
gerçek kişi tacir Ahmet açısından başvurulabilecek tek yol konkordatodur. (A),
gerçek kişi olmasından dolayı iflasın ertelenmesi yoluna, sermaye şirketleri ve
kooperatifler için uygulanan uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma yoluna
başvurulamaz. Konkordato elinde olmayan nedenler ile iyi gitmeyen mali durumu
bozulmuş olan borçluları korumak ve alacaklılar arasında ki eşitliği sağlamak
için kabul edilen bir müessesedir. Burada (A) henüz iflas etmemiştir ve
alacaklılarına karşı konkordato teklif ederse ve konkordato kabul ve tasdik
olunursa (A) iflas etmekten kurtulur.
(A)'nın yapacak olduğu bu teklife adi konkordato denir.
Ödeme
güçlüğüne düşen (X) Anonim şirketi açısından, konkordato ve uzlaşma suretiyle
yeniden yapılandırma, şirketin zor durumdan kurtulabilmesi için başvurabileceği
yollar arasındadır. Bu yollar arasında başvurulabilecek en iyi yol
konkordatodur. Zira konkordatoda, önce mahkemeden mehil istenir ve bunun
üzerine alacaklılar toplantısı gerçekleştirilir; oysa yeniden yapılandırmada
önce alacaklılara başvuru ve daha sonra mahkemeden mehil istenmesi söz konusu
olduğundan dolayı yeniden yapılandırmada alacaklıların anlaşması ön plana
çıkıyor ve konkordato gibi bir koruma sağlayamıyor. Ayrıca uzlaşma suretiyle
yeniden yapılandırma konkordatoya nazaran daha uzun ve masraflı bir yol
olduğundan dolayı konkordato daha lehe bir yoldur. .
Borca batık
durumdaki (Y) limited şirketi açısından başvurulabilecek yollar konkordato,
uzlaşma suretiyle şirketlerin yeniden yapılandırılması ve iflasın ertelenmesi
yollarıdır. Başvurulabilecek bu yollar arasında ise en iyi yol, iflasın
ertelenmesi kurumudur. İflasın ertelenmesi alacaklıların kabulüne bağlı bir
şart olmadığı için, kısa sürede mahkemeden tedbir kararı alınabildiği ve
erteleme süresi 5 yıla kadar uzatılabileceği için daha avantajlı bir yoldur.
METİN SORUSU
1. Tasarrufun iptali davasının hukuki niteliğini
anlatınız. 7 p.
Tasarrufun iptali
davasına konu yapılan tasarruf başlangıçta geçerlidir, ancak iptal davası
kazanılınca tasarruf tamamen iptal edilecek değildir. maddi hukuk bakımından
tasarrufun iptali söz konusu değildir; eğer öyle olsaydı malın tekrar borçlunun
mülkiyetine dönmesi gerekirdi. Oysa burada iptal edilen tasarrufun konusu malı,
sadece davacı alacaklı bakımından borçlunun malvarlığına sayılmakta ve alacaklı
alacağını aldıktan sonra geriye para artarsa, bu para borçluya değil lehine
tasarruf yapılmış olan üçüncü kişiye verilmektedir. İflasta ise, malın bedeli
tüm alacaklıların alacağını ödemeye yetmeyeceğinden, malın satış bedelinin
tamamı iflas masasında kalır ve lehine tasarruf yapılmış olan üçüncü kişi için
geriye para artmaz. Eğer, iptale konu malın bedeli yüksek olursa, bütün iflas
alacaklıların alacağı ödendikten sonra, geriye para artarsa, bu para müflise
değil, lehine tasarruf yapılan üçüncü kişiye verilir. bu nedenlerle, iptal davası malın aynına
ilişkin bir ayni dava olmayıp, şahsi bir davadır. Yani bu dava ile malın
mülkiyetinin davalı üçüncü kişiden alınarak, borçluya ait olduğuna karar
verilmemekte, sadece davacı alacaklı malın bedelinden alacağını yani kişisel
hakkını alma yetkisini elde etmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder