8 Temmuz 2014 Salı

2 Haziran 2014 tarihli İcra ve İflas Hukuku Dersi Final Sınavı Soru ve Cevapları

S.Ü HUKUK FAKÜLTESİ 2013 – 2104 ÖĞRETİM YILI I. VE II. ÖĞRETİM İCRA VE İFLÂS HUKUKU FİNAL SINAVI 2 HAZİRAN 2014

Ad Soyad:                                                                                                                         Numara                :
Salon /Sıra No:                                                                                                                Öğretim Türü     :                             
Talimat: Sınav süresi 100 dakikadır. Cevaplar özlü ve gerekçeli olacak, gerekçesiz cevaplara puan verilmeyecektir. Yazının okunaklı olmasına dikkat edilmelidir. Cevaplar yalnızca soruların altında bırakılan boşluklara yazılacaktır. Farklı bir yere yazılan cevaplar dikkate alınmayacaktır. İlgili boşluklar cevaplar için yeterlidir. Mevzuat kullanmak yasaktır. Mürekkepli kalem kullanılacaktır. Sınav kâğıdı toplam 6 sayfadan oluşmaktadır. Başarılar Dileriz. Prof. Dr. İbrahim ERCAN
OLAY I
Konya’da oto yedek parça üretimi yapan Güven San. Tic. Ltd. Şti. (Güven) üretim kapasitesini artırmak ve işlerini büyütmek amacıyla Konya’da yeni kurulmakta olan Organize Sanayi Bölgesinden yer ve yeni makine almak istemektedir. Bu amaçla merkezi İstanbul’da olan X Bankasının Konya şubesinden kredi çekmek için müracaat etmiş ve bu müracaatı olumlu sonuçlanmıştır. X Bankası, Güven Ltd. Şti. den teminat olarak Meram’da bulunan ve şirket ortaklarından Ahmet’in babası Hasan’a ait taşınmaz üzerine birinci derecede 700.000 TL üst limit ipoteği kurmuş; ayrıca Güven’in borçlu olduğu Şirket ortaklarından Ahmet’in de müteselsil borçlu ve kefil olarak imzaladığı 5 adet boş bono almıştır.
Güven borçlarını tahsil edemediği ve mal satışında sorun yaşadığı için zor duruma girip kredi borcunu ödemeyince, X Bankası, Güven aleyhine takip yapmak durumunda kalmıştır.

SORULAR
1.       X Bankası, Güven aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapabilir mi? Yapabilirse neden? Yapamazsa neden? Açıklayınız. 5 p.
Kambiyo senetlerine mahsus takip, İİK m. 45’te önce rehne başvurma kuralının istisnası olarak düzenlendiği için X Bankası alacağı ipotekle güvence altında alınmış olmasına rağmen kambiyo senetlerine mahsus takip yapabilir.

2.       X Bankası bu senetlere dayanarak Güven aleyhine ihtiyati haciz kararı alabilir mi? Açıklayınız. 5 p.
İİK m. 257’ye göre ancak rehinle temin edilmemiş olan bir para alacağı için diğer şartları da varsa ihtiyati haciz kararı verilebilir. Dolayısıyla kural olarak rehinle temin edilmiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilemez. Bununla birlikte, İİK 45 ve İİK m. 167. maddelerine göre alacağı kambiyo senedine bağlanmış olan bir alacaklı, aynı alacağı rehinle güvence altına alınmış olsa bile, kambiyo senetlerine mahsus takip yapabilir. Bu nedenle kambiyo senetlerine mahsus takip, önce rehne başvurma kuralının istisnası olduğuna göre, söz konusu alacaktan dolayı ihtiyati haciz alınabilmelidir.

3.       X Bankasının Güven ve Ahmet aleyhine Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaptığını ve icra dairesinin her ikisine de ödeme emri gönderdiğini varsayalım. Bu ödeme emrine karşı Güven:
a)       X Bankasının takip yapma hakkının bulunmadığını ve senetlerin bir kısmının vadelerinin henüz gelmediğini, 5 p.

İİK m. 168’a göre, icra müdürünün borçluya ödeme emri göndermeden önce, senedin kambiyo senedi olup olmadığını ve vadesinin gelip gelmediğini resen incelemesi, bu şartlar varsa ancak ondan sonra ödeme emri göndermesi, aksi takdirde ödeme emri göndermemesi gerekir. Aksi takdirde icra müdürünün bu işlemine karşı şikayet yoluna başvurulabilir. Şikayet icra mahkemesine yapılır. Şikayet süresi, takip yapma hakkının bulunmaması işlemine karşı ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün; buna karşılık senedin vadesinin gelmediği işlemine karşı ise bu konuda Kanunda ayrıca bir süre öngörülmediğinden ve bu durum kamu düzenine de ilişkin olmadığından 7 gündür. Sürenin başlangıcı işlemin öğrenilmesi tarihidir. Şikayet kendiliğinden icra takibini durdurmaz; ancak icra mahkemesi tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verebilir.

b)       Ahmet ise senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, 5 p.
nerede, ne zaman ve nasıl ileri sürebilir? Bu başvuruların takibe etkisi ne olur? Her bir şık için ayrı ayrı açıklayınız.
Senedin altındaki imza inkarının beş gün içinde açıkça bir dilekçe ile icra mahkemesine yapılması gerekir. İtiraz satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi, yapacağı incelemede borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaate göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesi itiraz incelemesini 68/a, IV’ e göre inceler. Buna göre; tatbika elverişli bir imza varsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak karşılaştırma ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden, mahkeme itirazın kabulü veya reddi yönünde karar verir. Hakim gerek görürse duruşmanın bir defadan fazla ertelenmesine mahal vermeyecek şekilde, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.

4.       Borçlu Güven bonoları boş olarak Bankaya verdiğini ve bankanın bu bonoları anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunu da iddia etmektedir. Borçlu bu iddiasını nerede ve nasıl ileri sürmelidir? 5 p.
Bonoların anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası, senede karşı ileri sürülen bir iddia olduğu için senetle ispatlanması gerekir. Bu nedenle, borçlunun bu iddialarını ispatlaması için icra mahkemesi yerine veya icra mahkemesine yapacağı borca itirazla birlikte ayrıca genel mahkemelerde bir menfi tespit davası açması uygun olacaktır. İİK m. 73’ye göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak alacağın tamamının para olarak icra veznesine yatırılması ve alacağın yüzde 15 oranında bir teminat yatırılması şartıyla takip durdurulabilir. Bu davada ispat yükü, davacı borçluya düşmektedir. Davacı borçlunun senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu HMK hükümleri çerçevesinde ispatlaması gerekir.

5.       Ahmet’in imzaya itirazlarından bazıları haklı görülür ve bazı senetlerdeki imzaların Ahmet’e ait olmadığı ortaya çıkarsa, X Bankasının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi mümkün müdür? Yapılan yargılamada senetlerin altındaki imzaların Bankada memur huzurunda atılmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, tek başına bankanın kötü niyetli veya ağır kusurlu sayılması için yeterli midir? Konuyu bu konudaki Yargıtay uygulaması ve doktrin görüşleri doğrultusunda açıklayınız. 8 p.

Bu konuda Yargıtay, imzaların alacaklı Bankada huzurda atılması gerektiğini, aksi halde bankanın kötü niyetli ve ağır kusurlu sayılarak tazminata mahkum edileceğini kabul etmektedir. İmzaların, alacaklı veya temsilcisi huzurunda atılmadığı, olayımızda olduğu gibi ortaya çıkarsa, o zaman Yargıtay’ın görüşüne göre alacaklının ağır ihmali var kabul edilir ve alacaklı Banka kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmelidir.
Ancak imza itirazlarının bazıları haklı görülür, imzaların bazılarının da borçluya ait olduğu sonucuyla karşılaşılırsa, alacaklı ve borçlu arasında bir hukuki ilişkinin olduğu kabul edilmelidir. Bu görüşten hareketle, böyle bir hukuki münasebet varken, bazı imzaların borçluya ait olmadığı iddiası ile sırf huzurda imza atılmadı diye alacaklının sorumluluğuna ve aleyhine kötü niyet tazminatına gidilmemelidir. Olayımızda da benzer bir durum söz konusu olduğu ve bazı imzaların Ahmet’e ait olduğu anlaşıldığından dolayı, Banka aleyhine aradaki hukuki ilişkiden dolayı kötü niyet tazminatı kararı verilmemelidir.
                                 
6.       Banka aynı alacaktan dolayı Güven’e karşı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de (aynı zamanda) yapabilir mi? Yapabildiğini varsayarsak: Bu durumda Bankanın takipten önce yapması gereken işlemler var mıdır? Açıklayınız. 6 p.
Banka aynı alacaktan dolayı Güven’e karşı tekerrüre mahal vermemek kaydıyla kambiyo senetlerine özgü takip ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de yapabilir. Bankanın takipten önce İİK m.150/ı gereğince hem borçluya hem de malike Bankaya ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa (olayımızda Güven) kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek üzere tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi  gereğince (yani sözleşmede belirtilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla kredi kullandıran Bankaya bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır) tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir suretinin icra müdürüne ibraz edilmesi ile birlikte icra müdürü İİK m.149 gereğince işlem yapar ve icra emri gönderir.  

7.       Banka ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip türlerinden hangisine başvurabilir? Açıklayınız. 6 p.
Normalde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ilamlı ve ilamsız icra yoluyla takiptir.  İpoteğin ilam veya ilam niteliğinde bir belgeye dayanması durumunda (m.150/h) ve ipoteğin akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarını taşıması durumunda (m.149-149/a) ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe gidilir. Ancak İİK m.150/ı da istisna bir düzenleme söz konusudur. Buna göre, borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın (olayımızda Banka) ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermese bile, Banka borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noterden çekilmesini sağladıktan sonra, bu belgeyi icra müdürüne ibraz eder ve icra müdürü İİK m.149 gereğince borçluya bir icra emri yollar.
Böylece Banka, borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra yoluna başvurabilir.


8.       Yapılan takipte ödeme (veya icra) emri sadece;
a)       Borçlu Güven’e; 3 p.
İpotek alacaklısının ilamlı takip talebini alan icra müdürü, hem borçluya hem de taşınmaz maliki üçüncü kişiye aynı anda bir icra emri göndermelidir. Bu icra emri sadece borçlu Güven’e gönderilirse, bu durum icra müdürünce düzeltilebilir.

b)       Malik Hasan’a gönderilirse, ne gibi sonuçlar doğurur 3 p. Ayrı ayrı açıklayınız.

İcra emrinin sadece malik Hasan’a yollanması durumunda, bu durum düzeltilemez ve icra mahkemesince icra emri iptal edilmelidir.



9.       X Bankasının Güven’e karşı yaptığı takip sonucunda Hasan’a ait taşınmazın 900.000 TL’ye satıldığını varsayalım. X Bankasının alacağı ise 700.000 TL asıl alacak, 150.000 TL de faiz ve masraflar olmak üzere toplamda 850.000 TL olursa, ipoteğin bedelinden bu alacağın ne kadarı karşılanacaktır? Neden? Açıklayınız. 7 p.
Anapara ipoteğinde taşınmazın satış bedelinden asıl alacağın ve faiz ve masrafların karşılanması gerekir. Oysa olayımızda bir üst limit ipoteği söz konusu olduğundan dolayı taşınmazın satış bedelinden sadece asıl alacağın karşılanması söz konusudur, MK.876’nın rehnin kapsamını genişleten faiz ve masrafların karşılanmasına ilişkin hükmü, anapara ipotekleri hakkında kabul edilmiş olup, üst sınır ipotekleri hakkında uygulanmaz.

OLAY II
Konya’da oto galeri işi ile uğraşan Z Ltd. San. ve Tic. Şti. son dönemlerde işlerinin kötüye gitmesinden dolayı borçlarını ödeyemez duruma gelmiştir.

SORULAR
1.       Z Ltd. Şti. nin alacaklılardan Ahmet, 100.000 TL değerindeki alacağını alamayınca, Z Ltd. Şti. ne karşı genel haciz yoluyla takibe girişmiştir. Ancak daha sonra kendisinden önce birçok alacaklının daha borçluya karşı takip yapıp mallarına haciz koyduklarını öğrenen Ahmet, bu takip yolunu bırakarak borçluya karşı iflas yoluyla takip yapmayı düşünmektedir. Bu mümkün müdür? Mümkün değilse neden? Mümkün ise nasıl? Açıklayınız. 3 p.

İİK m.43 gereği mümkündür. Zira haciz veya iflas yollarından birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğer yola yeni baştan başvurabilir. Olayımızda da Ahmet, haciz yoluna bırakarak, iflasa tabi borçlusu aleyhine harç ödemeksizin iflas yoluyla takipte bulunabilir.

2.       Ahmet’in yaptığı takip sonucunda 10 Mayıs 2012 tarihinde Z Ltd. Şti.nin iflasına karar verildiğini varsayalım. Bu iflas kararının;
a)       Z Ltd. Şti.nin başka bir alacaklısı olan Emin’in yaptığı icra takibine; 5 p.
İflas külli bir icra yolu olduğundan ve alacaklıların eşit işlem görmesinden hareketle, külli bir icra olan iflas prosedürü yanında kural olarak, cüz’i icraya devam edilmesine ve müflise karşı yeni bir icra takibi yapılmasına imkan yoktur. Bu nedenle iflas kararının verilmesiyle birlikte, iflasın açılmasından önce müflise karşı Emin’in başlamış olduğu takipler kural olarak durur; iflas kararının kesinleşmesi ile de düşer. Bundan başka, müflise karşı iflas süresince yeni takip yapılamaz.


b) Z Ltd. Şti.nin iflas kararından önce taşınmazlarından birisini başkasına devretmesinden dolayı, alacaklılardan İsmail’in açmış olduğu tasarrufun iptali davasına;
Etkileri ne olacaktır? Ayrı ayrı açıklayınız. 5 p.
İflas kararından önce açılan, müflisin olayımızda davalı olduğu tasarrufun iptali davası, iflasın açılması ile birlikte durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra duran hukuk davalarına devam edilebilir.  Müflisin davalı olduğu bu dava bakımından, iflas idaresi alacakları incelerken , müflise dava açan alacaklının (olayımızda İsmail) alacağının mevcut olup olmadığı hakkında karar veremez; sadece bu alacağı davalı alacak olarak sıra cetveline geçirir.  Bu alacağın (davanın) kabul edilip edilmeyeceği yönündeki kararı 2. Alacaklılar toplantısı verir. 2. Alacaklılar toplantısı, davaya devam edileceği yönünde karar verirse, iflas idaresi 2. Alacaklılar toplantısından on gün sonra davaya müflis yerine devam eder. 

3.       İflasın açılmasından sonra Z Ltd. Şti. kendisinin keşidecisi olduğu, Lehdarı İsmail olan ve vadesi gelmiş olan bir bono bedelini ödemiştir. Bu ödeme geçerli midir? Geçerli ise neden? Geçerli değilse, geçerli olması için hangi şartların bulunması gerektiğini açıklayınız. 5 p.
1.ihtimal:
İflasın açılması ile ilanı arasında müflisin bono bedelini ödemesi halinde, bu ödemenin geçerli olabilmesi için şu şartların birlikte yer alması gerekir:
-          Müflisin bedelini ödediği bononun müflis tarafından iflas açılmadan önce imzalanmış olması,
-          Bu senetlerin vadelerinin gelmiş olması ve müflisin senet bedelini vadesinde ödemiş olması,
-          Bu ödemenin iflasın ilanından önce yapılmış olması,
-          Kendisine ödeme yapılan senet hamilinin iflasın açıldığını bilmemesi, yani iyi niyetli olması,
-          Lehdarın müracaat şartını gerçekleştirmiş olması gerekir. Yani senet hamilinin, borçlunun ödemeyi reddetmesi halinde bir üçüncü kişiye rücu hakkını kullanabilecek durumda olması gerekir. Olayda lehdarın müracaat şartı yani hamil rücu hakkını kullanabilecek durumda olmadığından dolayı, ödeme geçerli değildir.
2.ihtimal:
Ödeme iflasın ilanından sonra yapılmışsa, ki olayımızda ne zaman yapıldığına ilişkin kesin bir bilgi olmadığından, iyi niyet iddiası söz konusu olmayacak ve yapılan ödeme geçerli sayılmayacaktır.

4.        İflasın açıldığının ilan edilmesinden sonra, Ahmet 50.000 TL, Mehmet 30.000 TL, Veli ipotek ile güvence altına alınmış 100.000 TL alacaklı olduğunu bildirirse,
a)       Bu alacak iddialarının yerinde olup olmadığını hangi organ inceler? Anlatınız. 3 p.
Bu alacak iddialarının yerinde olup olmadığını iflas idaresi inceler. Zira alacakların ve istihkak iddialarının yazdırılması için verilen bir aylık sürenin sonunda ve iflas idaresinin seçilmesinden itibaren en geç üç ay içinde iflas idaresinin bu alacak ve istihkak iddialarını inceleyip, bitirmesi gerekir. İflas idaresi masaya yazdırılan her bir iflas alacağı hakkında ayrı ayrı inceleme yapar; iflas idaresi, masaya yazdırılan alacağın mevcut olup olmadığı, mevcutsa ne oranda mevcut olduğu, yazdırılan alacağın alacaklısının gerçek alacaklı olup olmadığı veya bir imtiyazın söz konusu olup olmadığını inceler. Bu noktada alacaklı da, alacağını ispata yarayan delillerini iflas idaresine vermeli, yoksa iflas idaresi alacağı reddedebilir. İflas idaresi delillerle birlikte müflisin defter ve belgelerini de inceler ve bir sonuca varır. Masanın durumunu en iyi bilen müflis olduğundan dolayı, iflas idaresi her alacak iddiası hakkında ne diyeceğini de müflise sorar. Ancak iflas idaresi müflisin vereceği cevaplarla bağlı değildir. Her alacak iddiası hakkında yapacağı inceleme üzerine kabul veya red yönünde karar verir.

b)       Yapılan inceleme sonucunda alacaklar reddedilirse, Ahmet, Mehmet ve Veli alacaklarını hangi yola başvurarak kesinleştirebilirler? 5 p.
İflas idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda, alacakları kabul veya reddedilen alacaklılar sıra cetveline itiraz davası açarak iflas idaresinin vermiş olduğu kararlara, maddi hukuk bakımından itiraz edebilirler.
İflas kararı verilen yerdeki ticaret mahkemesinden, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün içinde davasını masaya (iflas idaresine) karşı açar. Bu kayıt kabul davası ile birlikte alacaklılar, iflas idaresinin alacağını kısmen veya tamamen haksız olarak reddettiğini iddia ederek, masanın bu alacağı ödemeye mahkum edilmesini isterler. Alacağın varlığını ispat yükü, davacı alacaklılardadır. Alacaklılar davayı kazanırlarsa, sıra cetveli mahkeme kararına göre düzeltilir.



OLAY III
1.       Borca batık olan Tacir Ahmet;
2.       Ödeme güçlüğü içine düşmüş olan X Anonim şirketi;
3.       Yine borca batık olan Y Ltd. Şti.
İçine düştükleri zor durumdan kurtulmak için İcra ve İflas Kanununda öngörülen hangi yol veya yollara başvurabilirler? Bu yollar içerisinde kendileri için en uygun olan kurum hangisidir? Her biri için ayrı ayrı ve karşılaştırmalı olarak açıklayınız. 9 p.
Borca batık gerçek kişi tacir Ahmet açısından başvurulabilecek tek yol konkordatodur. (A), gerçek kişi olmasından dolayı iflasın ertelenmesi yoluna, sermaye şirketleri ve kooperatifler için uygulanan uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma yoluna başvurulamaz. Konkordato elinde olmayan nedenler ile iyi gitmeyen mali durumu bozulmuş olan borçluları korumak ve alacaklılar arasında ki eşitliği sağlamak için kabul edilen bir müessesedir. Burada (A) henüz iflas etmemiştir ve alacaklılarına karşı konkordato teklif ederse ve konkordato kabul ve tasdik olunursa (A)  iflas etmekten kurtulur. (A)'nın yapacak olduğu bu teklife adi konkordato denir.
Ödeme güçlüğüne düşen (X) Anonim şirketi açısından, konkordato ve uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma, şirketin zor durumdan kurtulabilmesi için başvurabileceği yollar arasındadır. Bu yollar arasında başvurulabilecek en iyi yol konkordatodur. Zira konkordatoda, önce mahkemeden mehil istenir ve bunun üzerine alacaklılar toplantısı gerçekleştirilir; oysa yeniden yapılandırmada önce alacaklılara başvuru ve daha sonra mahkemeden mehil istenmesi söz konusu olduğundan dolayı yeniden yapılandırmada alacaklıların anlaşması ön plana çıkıyor ve konkordato gibi bir koruma sağlayamıyor. Ayrıca uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma konkordatoya nazaran daha uzun ve masraflı bir yol olduğundan dolayı konkordato daha lehe bir yoldur. .
Borca batık durumdaki (Y) limited şirketi açısından başvurulabilecek yollar konkordato, uzlaşma suretiyle şirketlerin yeniden yapılandırılması ve iflasın ertelenmesi yollarıdır. Başvurulabilecek bu yollar arasında ise en iyi yol, iflasın ertelenmesi kurumudur. İflasın ertelenmesi alacaklıların kabulüne bağlı bir şart olmadığı için, kısa sürede mahkemeden tedbir kararı alınabildiği ve erteleme süresi 5 yıla kadar uzatılabileceği için daha avantajlı bir yoldur.

METİN SORUSU
1.       Tasarrufun iptali davasının hukuki niteliğini anlatınız. 7 p.
Tasarrufun iptali davasına konu yapılan tasarruf başlangıçta geçerlidir, ancak iptal davası kazanılınca tasarruf tamamen iptal edilecek değildir. maddi hukuk bakımından tasarrufun iptali söz konusu değildir; eğer öyle olsaydı malın tekrar borçlunun mülkiyetine dönmesi gerekirdi. Oysa burada iptal edilen tasarrufun konusu malı, sadece davacı alacaklı bakımından borçlunun malvarlığına sayılmakta ve alacaklı alacağını aldıktan sonra geriye para artarsa, bu para borçluya değil lehine tasarruf yapılmış olan üçüncü kişiye verilmektedir. İflasta ise, malın bedeli tüm alacaklıların alacağını ödemeye yetmeyeceğinden, malın satış bedelinin tamamı iflas masasında kalır ve lehine tasarruf yapılmış olan üçüncü kişi için geriye para artmaz. Eğer, iptale konu malın bedeli yüksek olursa, bütün iflas alacaklıların alacağı ödendikten sonra, geriye para artarsa, bu para müflise değil, lehine tasarruf yapılan üçüncü kişiye verilir.  bu nedenlerle, iptal davası malın aynına ilişkin bir ayni dava olmayıp, şahsi bir davadır. Yani bu dava ile malın mülkiyetinin davalı üçüncü kişiden alınarak, borçluya ait olduğuna karar verilmemekte, sadece davacı alacaklı malın bedelinden alacağını yani kişisel hakkını alma yetkisini elde etmektedir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder