OLAY:
Adapazarı’nda ikamet eden Ayşe ve Fatma, rahmetli babalarından kalan Konya’daki evi S.Ü. Eğitim Fakültesinde öğrenci olan Ahmet ve Mehmet’e aylık 500 TL’ye kiraya vermişlerdir. 7 aydan beri kira alacaklarını alamayan Ayşe ve Fatma bir dava açmayı düşünmektedir.
SORULAR:
1. Bu davanın tarafları kimlerdir? Neden?
2. Bu davada görevli mahkeme neresidir? Neden?
3. Bu davada yetkili mahkeme neresidir? Neden?
4. Bu davanın Ankara mahkemelerinde açıldığını farzedersek davalı taraf bu duruma itiraz edebilir mi? Neden? Cevabınız evet ise nasıl?
5. Davalı taraf, bu davaya bakan hakimin, davacılar vekili Av. Perihan’ın amcası olması nedeniyle hakimi reddetmek istemektedirler. Bu mümkün müdür? Neden? Cevabınız evet ise nasıl?
6. Mahkeme duruşma esnasında Av. Perihan’ın vekaletnamesinin dosyada bulunmadığını fark etmiştir. Bu durumun yargılamaya bir etkisi olur mu? Neden?
CEVAPLAR
1. Olayda davacı durumunda bulunan Ayşe ve Fatma’dır. Zira bu gayrimenkul kendilerine miras yoluyla intikal ettiğinden henüz taksim işleminin gerçekleşmediğini öngörüp burada elbirliğiyle mülkiyet hükümlerini uygulamak gerekir. Elbirliği ile ortaklıkta, açılacak davalarda kural olarak bütün ortakların beraberce dava açmaları gerekir. Bu durumda mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olur (HMK m. 59).
Olayımızda her ne kadar bir kira alacağından bahsedilse de davada mahkemeden ne talep edildiği tam olarak belli değildir. Burada davalı tarafı belirleyebilme açısından davada mahkemeden istenilen talep önem arz eder.
Eğer burada sadece kira alacağı talep edilmiş ise dava konusu olan borç bölünebilen bir borç olduğundan ve kiracılar bu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarından, kiracılardan her birine karşı bu dava açılabileceği gibi ikisine karşı beraber de açılabilir. Bu durumda davalılar arasında HMK m. 57 de düzenlenen ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olur.
Kiracıların tahliyesinin talep edilmesi durumunda ise, tahliye borcu niteliği gereği bölünemeyen bir borç niteliğinde olduğundan bu davanın kiracılara yani Ahmet ve Mehmet’e beraber açılması mecburidir. Bu durumda ise davalılar açısından mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur.
2. Burada kira sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık söz konusudur. HMK m.4/a da belirtildiği üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür. Bu durumda bu davada ister kira alacağı istensin isterse gayrimenkulün tahliyesi görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
3. HMK m.6 da genel yetkili mahkeme düzenlenmiştir. Bu hükme göre davalılar olan Ahmet ve Mehmet’in yerleşim yeri mahkemeleri bu davada yetkilidir. HMK m.7’ye göre bu dava davalıların herhangi birinin yerleşim yerinde açılabilir. Ahmet ve Mehmet’in yerleşim yerleri olayımızda belirtilmemiştir.
Ayrıca burada sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık söz konusudur. Bu yüzden m. 10’a göre sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir. Burada bir para borcu olduğundan alacaklıların yerleşim yeri mahkemesinde (Adapazarı) bu dava açılabilir.
Davalılar Ahmet ve Mehmet, üniversite öğrencisidirler. Bu durumda HMK m.8 gereğince geçici olarak bulundukları Konya mahkemeleri de olayınızda yetkilidir.
Yukarıda belirttiğimiz yetki hükümlerinin niteliği kesin olmayan yetkidir. Dolayısıyla mahkeme bu davada yetkili olmadığını resen inceleyemez ve taraflarda yetkisizliği ancak ilk itiraz olarak ileri sürebilir. Bu davanın yetkisiz mahkemede açılması durumunda davalı taraf süresi içerisinde yetki itirazında bulunmaz ise başta yetkisiz olan mahkeme yetkili hale gelecektir (HMK m. 19/4)
4. Ankara mahkemeleri olayımızda yetkisiz mahkemedir. Dolayısıyla bu dava kural olarak Ankara mahkemelerinde açılmamalıdır. Ancak açılması durumunda ne şekilde hareket edilmesi gerektiğini belirleyebilmemiz için öncelikle bu davada geçerli olan yetki hükmünün niteliğini belirlememiz gerekir. Yukarıda da söylendiği gibi burada kesin olmayan yetki söz konusudur.
Dolayısıyla burada mahkeme yetkili olup olmadığını resen inceleyemez. Bu itirazın davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Davalı taraf itirazında yetkili mahkemeyi de göstermek zorundadır.
5. HMK m. 34’de hakimin yasaklılık sebepleri, m. 36’da ise ret sebepleri düzenlenmiştir. Ancak burada belirtilen sebepler, taraf ile hakim arasındaki ilişkiler açısından düzenlenmiştir. Olayımızda ise hakim ile tarafın iradi vekili arasında bir yakın akrabalık ilişkisi mevcuttur.
Dolayısıyla burada incelenmesi gereken hüküm Avukatlık Kanunu m.13’tür. Bu maddeye göre bir hakimin ikinci dereceye kadar hısımlarından olan avukat, o hakimin baktığı işlerde vekillik edemez. Ancak buradaki akrabalık ilişkisi üçüncü derecededir. Dolayısıyla bu hükmün de burada uygulanması söz konusu değildir.
HMK m. 34’de düzenlenen yasaklılık sebepleri tahdidi olarak sayılmış olmasına rağmen m. 36’da sayılan ret sebepleri tahdidi değildir. Maddede sayılan sebepler hakimin tarafsız olamayacağı varsayılan durumlara birer örnektir. Ancak bu durumlar haricinde de hakimin tarafsız kalamayacağı iddiasında isek hakimin reddini talep etmemiz mümkündür. Dolayısıyla bu durumda belirttiğimiz sebeple hakimin reddi istenebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder