OLAY:
Isparta’da ikamet eden Cemil ile Yozgat’ta ikamet eden Cemile, Konya’da üniversite öğrenimleri esnasında tanışmışlar ve evlenmişler ve Cemile’nin hakimlik stajı nedeniyle 1,5 yıldan beri Ankara’da yaşamaktadırlar. Cemil, hakimlik sınavını kazanmasının ardından Cemile’nin çok değiştiğini, evlendiği kadını artık tanıyamadığını belirterek bir boşanma davası açmayı düşünmektedir.
SORULAR:
1. Bu davada görevli mahkeme hangisidir?
2. Bu davada yetkili mahkeme neresidir?
3. Cemil bu davasını İstanbul’da açarsa Cemile bu davanın İstanbul mahkemelerinde görülmesine engel olabilir mi?
4. Cemile bu davasında kendisini temsil etmesi için Avukat Avniye’ye bir genel dava vekaletnamesi vermiştir. Bu vekalet ile Avniye davada Cemile’yi temsil edebilir mi?
5. Dava neticesinde Hakim Hakkı tarafların bir yıl süresince ayrı yaşamalarına karar vermiştir. Bu kararı usul hukuku bilgileriniz çerçevesinde değerlendiriniz.
CEVAP ANAHTARI
1. Burada şahırvarlığına ilişkin bir dava söz konusudur. Her ne kadar HMK m. 2’de sahışvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olarak gösterilmiş olsa da 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 gereğince boşanma davaları Aile Mahkemelerinin görevi içerisindedir. Dolayısıyla bu dava aile mahkemelerinde görülmelidir.
2. HUMK m. 9’da boşanma davalarında hangi mahkemelerin yetkili olduğu düzenlenmiş olmasına rağmen HMK’da bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 168’de boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkemenin, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Dolayısı ile bu dava davacı Cemil’in ikametgahı olan Isparta’da, davalı Cemile’nin ikametgahı olan Yozgat’ta veya son 1,5 yıldan beri birlikte oturdukları Ankara’da açılabilecektir.
3. Yukarıda görüleceği üzere, İstanbul mahkemeleri bu dava açısından yetkisizdir.
TMK m. 160’da yukarıda belirtildiği üzere 2 yetki hükmü belirtilmiştir. Dolayısıyla hükmün ifadesinden diğer yer mahkemelerinde bu davanın açılamaması gerektiği anlaşılıyor ve dolayısıyla kamu düzenine ilişkin bir yetki hükmünün varlığından bahisle mahkemenin resen bu durumu dikkate alması gereğinden bahsetmek gerekse de uygulamada karşı taraf bu duruma itiraz etmez ise mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı verememektedir.
Dolayısıyla olayımızda davalı Cemile’nin m.19/2 gereğince cevap layihası ile yetkili mahkemeyi de belirterek yetki itirazında bulunması gerekir. Eğer bulunmaz ise başta yetkisiz olan mahkeme daha sonra yetkili hale gelir.
4. HMK m.71’e göre dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Ancak Avukatlık Kanunu m. 35’e göre bu kimseler ancak baroya kayıtlı avukatlar olabilir. Gene HMK m. 73’de davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapma yetkisini vereceği belirtilmiştir. Ancak m.74’de ise bu durumun istisnaları yani vekilin bir işlemi yapabilmesi için vekaletnamesinde özel olarak yetki verilmesi gereken haller sayılmıştır. M.74’1 Son’da hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları vekilin açamayacağı açık bir şekilde belirtilmiştir. Dolayısıyla bu boşanma davasının vekil tarafından açılıp takip edilebilmesi için vekaletnamede açık yetkinin bulunması gerekir.
Ayrıca Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.93/k’ya göre boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnamelerde, vekalet verenin fotoğrafının bulunması şarttır.
Dolayısıyla olayımızda Avniye elindeki genel dava vekaletnamesi yukarıda saydığımız şartları taşıyor ise Cemileyi temsil edebilir, aksi halde edemez.
5. HMK m. 26’1’e göre hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. M.26/2’de ise hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır hükmü yer almaktadır.
Ancak TMK m.170/3 e göre hakim ortak hayatın yeniden kurulabileceği ihtimalini görüyor ise ayrılık kararı da verebilir. Dolayısıyla burada hakimin verdiği karar usul hukuku açısından doğrudur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder